Bil ki: Bu ayetin nazmı da, diğer kardeşleri gibi üç cihetledir: -Ayetin tamamının öncesiyle nazmı. -Cümlelerin kendi aralarında nazmı. -Her cümledeki kelimelerin nazmı. Ayetin öncesiyleRead More
Kategori: İşârât’ül İ’caz
Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin, Arapça olarak telif ettiği İşarat’ül İ’caz eserinin Türkçe tercümesi
Bil ki: Önceki ayet Kur’ân’ın esas maksatlarının birincisi olan tevhidi isbat ettiği gibi, bu ayet de dört maksadın ikincisi olan Hz. Muhammed’in (asm) nübüvvetini, mu’cizelerininRead More
وَاِنْ كُنْتُمْ ف۪ى رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَاْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ۖ وَادْعُوا شُهَدَٓاءَ كُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ{٢٣} فَاِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْRead More
Mukaddime Bil ki: Akaidi köklü kılarak hâl ve meleke yapan, ancak ibadettir.1 Çünkü eğer emirlere uymak ve yasaklardan kaçınmaktan ibaret olan ibadet, vicdanî ve aklîRead More
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ى خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ{٢١} اَلَّذ۪ى جَعَلَ لَكُمُ اْلاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪Read More
اَوْكَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌۚ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓى اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَالْمَوْتِۜ وَاللّٰهُ مُح۪يطٌ بِالْكَافِر۪ينَ{١٩} يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْاRead More
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّا أَضَاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ “O münafıklarınRead More
Bil ki: Kur’ân-ı Kerimin i’câzının esası nazmındaki belâğattadır. Nazmındaki belâğat ise iki kısımdır. Bir kısmı zînet eşyası ve bir kısmı da elbise gibidir. Birincisi, saçılmışRead More
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِى اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَاحَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ ف۪ى ظُلُمَاتٍ لاَيُبْصِرُونَ{١٧} صُمٌّ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لاَيَرْجِعُونَۙ{١٨} اَوْكَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌRead More
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الضَّلاَلَةَ بِالْهُدٰۖى فَمَارَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَاكَانُوا مُهْتَد۪ينَ “İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında dalâleti satın aldılar da, onların ticareti kâr etmedi, doğruRead More
