Modern Cahiliyye

Kur’an-ı Kerim, İslâm öncesi zihniyetlerden “cahiliyye” şeklinde bahseder. Allah’ı çok ötelerde tasavvur edip, “artık bu âleme karışmaz, olaylara müdahalesi yoktur” şeklindeki bir zan, cahiliyye zannı; Allah’ın hükümleri yerine beşerî kanunlar, cahiliyye hükmü; Hak din namına değil, bâtıl şeyler uğruna gayrete gelmek, cahiliyye hamiyetidir.1

“İlk cahiliyye gibi açılıp saçılmayın!”2 şeklindeki İlâhî hitab, sonraki bir cahiliyyeyi çağrıştırır. İlk cahiliyye, İslâm öncesi küfür cahiliyyesidir. Sonraki cahiliyye ise, İslâm geldikten sonraki fısk u fücur cahiliyyesidir.3

Seyyid Kutub’un bu konudaki ifadeleri, zikre şayandır:

“Cahiliyye, beşerin beşere kulluğu. Allah’a ubudiyetten çıkış. O’nun ulûhiyetini red. Buna mukabil, bir kısım insanlara ulûhiyet vermek ve Allah’ı bırakıp onlara tapmak… Cahiliyye, belli bir zaman dilimine has bir olay değildir. Dün de vardı, bugün de olur, yarın da… Böylece cahiliyye, İslâm’a mukabil ve ona zıd bir durumu ifade eder. Allah’ın hükmünün uygulanmadığı yerde, cahiliyye hükmü var demektir.”4

İlim ile cehalet, gece ile gündüz gibi birbirine zıttır. Birinin var olduğu yerde diğeri yoktur. İslâm Dini, cahiliyyenin zulümatını nuruyla ortadan kaldırmıştır. Böylece, cahiliyye zannı, cahiliyye hükmü, cahiliyye hamiyeti gibi bâtıl haller izale edilmiştir. Fakat İslâm güneşine perde çekildiğinde, aynı cahiliyye halleri tekrar ortaya çıkmaktadır. Çünkü İslâmiyetin alternatifi, ismi ne olursa olsun, cahiliyyedir.

Toplum yönünden böyle olduğu gibi, fert yönünden de durum aynıdır. Bir fert, ya İslâmî esasları ruhuna sindirmiş, münevver olmuştur, ya da bu nurları söndürmüş, cahiliyyede kalmıştır.

Cahiliyye toplumu, kadınların açılıp saçıldığı bir toplumdur. Bin dört yüz yıl tesettürlü yaşamış İslâm toplumlarını, eskisi gibi açık saçık bir hale getirmek mürteciliktir, gericiliktir, cahiliyyeye döndürmektir.

“Allah bizi yaratmış, ama artık bize karışmaz. Bizi idare edecek esaslar göndermez. Biz, kendimize yeteriz” şeklindeki bir düşünce, cahiliyye düşüncesidir, cahiliyye hükmüdür.

İnsanların inançlarına müdahale, vicdanlarına karışmak, onlara din hürriyeti tanımamak, cahiliyye hamiyetidir, cahiliyye gayretidir.

“Ve’dü’l-benat” denen, cahiliyye toplumunun kız çocuklarını diri diri toprağa gömmesi karşısında hayretler içinde kalıyor ve “insan bu derece vahşi olabilir mi?” diyoruz. Fakat yanı başımızda ana rahmindeki çocuğun kürtajla alınmasını, pek çok kimse “son derece doğal” karşılıyor. Hâlbuki böyle bir olay, ve’dü’l-benattan daha vahşicedir. Çünkü çocuğun dünyaya gelmesine bile müsaade edilmemiştir. Ve’dü’l-benat, eski cahiliyye… Kürtaj ise, “modern cahiliyye”…

Modern cahiliyyenin tezahürü, şüphesiz sadece kürtajda değil. Bir balinanın yaşaması için dünyayı harekete geçirmek, fakat Müslümanların katledilmesine seyirci kalmak, modern cahiliyyenin bir başka görünümü… Herkesin aya çıkmaya çalıştığı bir dünyada, Müslüman kızın başörtüsüne takılıp kalmak, bir başka cahiliyye örneği… Kökleri hükmündeki tarihini baltalayıp, göklere çıkacağını sanmak hamakatı, bir başka cahiliyye tezahürü…

İşte, bütün bu cahiliyelerden sıyrılıp kurtulmak, ancak İslâm’a tekrar dönüşle ve Kur’an’ın ışığında yol almakla gerçekleşecektir.

1 Bkz. Âl-i İmran, 154, Mâide, 50; Fetih, 26

2 Ahzab, 33

3 Nesefî, II, 302

4 Kutub, II, 904

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir