Ticari münasebetlerde zaman zaman bir taraf mağdur durumda kalıp zarar görebiliyor. Bununla alakalı İslâm hukukunda bir kısım esaslar vardır. Mesela:
“İslam’da ne zarar vermek vardır, ne de zarara zararla karşılık vermek.”1
“Zarar izâle olunur.”
“Bir zarar kendi misliyle giderilemez.”
Meselâ; birisi komşusunun camını kırsa, ceza olarak onun camını kırmak uygun değildir. Kırılan camın tazmin ettirilmesi gerekir.
Birisi borcunu ödemedi ise, bunun bedeli onu öldürmek veya öldürtmek olamaz. Meşru çerçevede borcun telafisine gayret göstermek gerekir.
Bütün gayretlere rağmen zararı telafi etmek mümkün olmamışsa, bütün zararların telafi edileceği ahiretteki mahkeme-i kübrayı, yani büyük mahkemeyi unutmamak gerektir. Orada, kimsenin kimsede hakkı kalmayacak şekilde bir hesaplaşma gerçekleşecektir.
1 İbn Mace, Ahkâm, 17
