Karıncanın bile hukukunu nazara alan bir Din,
hiç insanların haklarını ihmal eder mi?
Osmanlının en parlak devrinde kırk altı yıl hükmeden Kanuni Sultan Süleyman, ince bir ruh dünyasına sahipti. Zaman zaman bazı meseleleri, hocası Şeyhülislâm Ebussuud Efendiye şiirle sorardı. Bir defasında hocasına şu notu gönderdi:
“Dırahta ger ziyan etse karınca,
Zarar var mıdır ânı kırınca?”
(Yani, karınca ağaca zarar verse, onu öldürmekte bir zarar var mıdır?)
Ebussuud Efendi, aynı üslupla şu latif cevabı yazdı:
“Yarın Hakk’ın divanına varınca,
Süleyman’dan hakkın alır karınca.”1
1 Bkz. Muhittin Eliaçık, “Lâle Devri Şeyhülislâmı Yenişehirli Abdullah Efendi ve Manzum Fetvası”, Journal of Language Academy, 2014 Volume 2/4 Winter, s. 88
