İnsan, dininde samimi olmalı, işinde de dürüst.
Zarar görmek istemediği gibi, zarar da vermemeli…
On bin kadar çalışanı olan bir işverenden dinlemiştim. Dedi ki:
“Günümüzde ticaretle meşgul pek çok insan, maalesef işlerini düzgün yapmıyor. Mesela parasını peşin ödediğimiz malı, sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmiyor, bu da zincirleme aksamalara yol açıyor. Bundan dolayı biz şirket olarak şu kararı aldık: Zulmetmek yok, acımak da… Yani, kimseye zulmetmeyeceğiz, işini düzgün yapan kimse bizim tarafımızdan haksızlığa maruz kalmayacak, her hak sahibi hakkını eksiksiz alacak. İşin hakkını vermeyen, sözünde durmayan, işini eksik ve aksak yapanları ise affetmeyeceğiz.”
Böyle bir karar ilk bakışta çok katı gibi görülse de, piyasadaki lakaytlığı önlemede önemli bir tedbir olarak düşünülebilir. Gerçi esas olan merhamettir, affetmektir. Ama bunların suiistimal edildiği bir toplumda bu tür zecri kararlar insanımızı daha ciddi iş yapar hale getirebilir.
