İnsanı köleleştirenler, aslında kendi
tutkularının kölesi olmuş kimselerdir.
İslâm Dini, insanı en şerefli bir varlık olarak görür. Onu sosyal statüsüne, rengine, milletine göre değil, Allahın kulu olması noktasında değerlendirir.
Hz. Ömer devrinde yaşanan şu olay, bir yönüyle bu gerçeğe çarpıcı bir misaldir:
Mısır Vâlisi Amr Bin As’ın oğlu, bir Kıbti gence vurur. Genç, Emiru’l- mü’minin Hz. Ömer’e şikâyet edeceğine yemin eder. O da, “git bakalım, senin şikâyetinden bana bir zarar gelmez. Ben asîl çocuğuyum” der. Hac mevsiminde, Hz. Ömer önde gelen devlet adamlarıyla beraberken, Kıbti genç gelir, olanı biteni anlatır. Hz. Ömer, Amr Bin As’a, “anaların hür olarak dünyaya getirdikleri insanları ne zamandan beri köleleştirdiniz?” der. Sonra, şikâyetçi gence, Amr Bin As’ın çocuğunu gösterip şu tarizli sözleri söyler:
“Sana vurduğu gibi, vur bakalım şu asîl(!) çocuğa!”1
1 Tabbera, Afîf Abdulfettah, Rûhu’d- Dîni’l- İslâmî, Beyrût 1980, s. 277
