Borçluluk

Borç vermek, bazen zekât vermekten daha öne geçer.

Peygamber Efendimizin Allaha sığındığı şeylerden biri, borcun altında ezilmektir.1 İnsan borca girebilir, ama bunun altında kalıp ezilmemelidir.

Rasûlüllah bilhassa maddî bakımdan darlık yaşanan hicretin ilk yıllarında borçlu olarak ölen kimselerin cenaze namazına iştirak etmemiş, borçlanmayı yasaklamıştı. Hatta cenaze geldiği zaman “Borcu var mı?” diye sormuş, şayet varsa namazını kıldırmaktan kaçınmıştı.2

Kur’an, bu konuda şu hükmü bildirir:

“Eğer borçlu darlık içindeyse, ona kolayca ödeyebileceği bir vakte kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.”3

Peygamber Efendimiz şöyle der:

“Kim, darda olan borçluya mühlet tanır veya borcunu siliverirse, Allahu Teâla o kimseyi kendi himayesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Arş’ının gölgesinde gölgelendirir.”4

Kim, ödemeyi murat ederek mal alırsa Allah, ona borcunu ödemede yardımcı olur. Kim de halkın malını itlâf etmek düşüncesiyle alırsa, Allah da onu telef eder.”5

“İmkânı olan kimsenin borcunu ertelemesi zulümdür.”6

1 Tirmizi, Daavat, 70

2 Nesâî, Cenâiz, 67

3 Bakara, 280

4 Tirmizî, Büyû, 67

5 Buharî, İstikraz, 2

6 Buhari, İstikraz, 12

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir