SONUÇ

Eflatun “Devlet” isimli eserinde ideal bir toplumun, ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini ele alır. Ütopik de olsa bir takım mülahazalarda bulunur. Keza, Farabi, “El-Medinetü’l Fazıla” isimli kitabında aynı konulara temas eder. Biz de burada, ideal bir toplumun nasıl olması gerektiğini nass’lar (ayetler, hadisler) ışığında ele almaya çalışacağız. Çizmiş olduğumuz “İdeal Toplum” çerçevesi, reel toplumla aynilik arzetmeyecektir. Fakat inanıyoruz ki, proje olarak sunduğumuz bu modeli gerçekleştirmek için gayret gösterdiğimizde, hedefe tam varamasak da, en azından yaklaşmış olacağız. “Bir şey tamamen elde edilmezse, bütün bütün de terkedilmez” esasıyla yola çıkıp, ulaşabildiğimiz miktarı kazanç kabul edeceğiz. Zira hedef bir ufuktur, ya varılır ya varılmaz. Fakat hiç olmazsa, o yolun yolcusu olmak gerektir.

-İdeal toplum, inançlı toplumdur. “Onlar gayba iman ederler”1 ayetinde ifade edilen imtiyaza sahiptir. Zira Allah’a, meleklere, ahirete iman gibi esaslar, insanı maddenin dar kalıplarından kurtarır, madde ötesine ulaştırır, geçmiş ve gelecek zamanla alakadar eder.

-İdeal toplum, Hakk’a kul olmayı en büyük hürriyet kabul eden bir toplumdur. Zira Allah’a hakiki kul olan, başkalarına kul olmaz. O’na kul olmayanlar ise, halka kul olurlar; insanlara, putlara, tağutlara ibadet ederler.

-İdeal toplum, en yüce ahlaka ulaşmayı hedefleyen bir toplumdur. Kur’an’ın ifadesiyle, Hz. Peygamber “En yüce ahlak üzeredir.”2 ve O’nun gönderilme hikmeti “mekârim-i ahlakı tamamlamaktır.”3 “Usve-i Hasene”4 yani, model insan olarak takdim edilen Hz. Peygamber, ahlak noktasında da ümmetine imamdır, önderdir. Ahlakın ölçüsü, O’na benzemektir. Ahlakın standardı, O’nun örnek hayatıdır.

-İdeal toplum, bilgi toplumudur.

İlk emri “Oku” olan,

“Allah’tan ancak âlim kulları korkar” esasını getiren,

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyen bir Kitaba5 ve

“İlim Çin’de de olsa talep edin” diye hedef gösteren,

Hikmet, müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almaya daha hak sahibidir.” diyerek her türlü faydalı bilgiye teşvik eden,

İlim öğrenmeyi erkek ve kadın her Müslümana farz kılan6 bir peygambere muhatap olan bir dinin mensuplarının cehalet karanlıklarında kalması elbette uygun değildir.

-İdeal toplum, malâyâniyattan uzak bir toplumdur. “Müslüman kişinin malâyâniyatı terketmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.”7 hadisinin talimiyle, o toplumda lüzumsuz şeyler bulunmaz. Lüzumsuz konuşmalardan, lüzumsuz tartışmalardan, lüzumsuz bilgi kırıntılarından, lüzumsuz eğlencelerden uzak olarak yaşarlar. Ciddi işlerle meşgul olurlar, ciddi hedeflere ulaşmaya çalışırlar.

-İdeal toplum, ifrat ve tefritten uzak, itidalli, dengeli bir toplumdur. “Böylece biz sizi, istikametli bir ümmet kıldık.”8 ayeti bu gerçeği bildirir. Böyle bir toplumda iki aşırı uç olan ifrat ve tefrit yoktur. Dengeyi temsil eden istikamet ve itidal vardır. Mesela, “mü’minlere karşı mütevazı, kâfirlere karşı izzetlidirler.”9

-İdeal toplum, faziletli bir toplumdur. Toplumu meydana getiren fertler, kendi çıkarları için değil; din, devlet, mukaddesat için çalışırlar ve bu uğurda her türlü fedakârlığı yaparlar. Yeri geldiğinde bu mukaddes değerler için can vermeyi, cana minnet bilirler. Şehitlik, yardımseverlik, îsar gibi hasletlerle bezenmişlerdir.

-İdeal toplum, sınıf problemini halletmiş bir toplumdur. O toplumda zenginler fakirlere verirler, fakirler zenginlere duacı olurlar. Patronlar, “alın teri kurumadan işçiye ücretini verin”10 hadisinin hassasiyeti ölçüsüyle işçinin hakkını verirler. İşçiler, patronlarının malına göz dikmek yerine, aldıkları ücreti hak etmeye çalışırlar.

-İdeal toplum, israftan uzak, iktisadın da hâkim olduğu bir toplumdur. Böyle bir toplum “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz”11 ayetini temel bir esas kabul eder. Yemek için yaşamazlar, yaşamak için yerler. Yeme içmede aşırılıktan uzak oldukları için, fazla kiloları atma gibi bir problemle karşı karşıya değillerdir. Kendi elleri altındaki bol nimetten, faraza Afrika’da açlıktan ölüm tehlikesi yaşayanların da hakları olduğunun idraki içinde hareket ederler.

-İdeal toplum, Allah yolunda vermekten zevk alan bir toplumdur. “Onların mallarında isteyen ve mahrum için belli bir hak vardır.”12 ayetinin şuuruyla en azından zekât miktarı malın, kendi malları içinde emaneten bulunduğunu bilirler. Bu miktarı, hatta daha fazlasını muhtaçlara verirken minnet etmezler, gönüllerinden koparak ve zevk alarak verirler. Öyle ki, “sağ ellerinin verdiğini, sol elleri bilmez.”13

-İdeal toplum, helale talip, haramdan uzak bir toplumdur. Hadisin bildirdiği gibi, “helal belli, haram bellidir.”14 Böyle bir toplum meşru şeylere iltifat eder, gayr-i meşru şeylerden olabildiğince uzak kalmaya çalışır.

-İdeal toplum, temiz bir toplumdur. Bu temizlik sadece elbise ve çevre temizliği bazında olmayıp, ruhta, hayalde, ideolojide… temizliği de içine alır. “Temizler, temizlere layıktır”15 ayetinin hükmüyle, böyle bir toplumda günah pislikleri revaç bulmaz. Sözgelimi, nikâha rağbet vardır, fakat zinaya hiç yer yoktur. Doğruluk geçer akçedir, fakat yalan ve iftira “habisler diyarına” sürülmüştür.

-İdeal toplum, münevver (aydın) insanlardan meydana gelen bir toplumdur. Bu toplumda din ilimleri fen bilimleriyle barışıktır. Mühendisi, doktoru, en az bir hoca kadar dindardır. Din görevlileri, fen bilimlerinden, teknolojiden nasiplerini almışlardır. Akıllar, kalplerle barışıktır. Böyle bir toplumda fertler karanlıkta olmadığından, karanlık işlerle uğraşmaları söz konusu değildir.

-İdeal toplum, çalışkan insanların oluşturduğu bir toplumdur. “İnsan için ancak çalıştığı vardır”16 ayeti bu noktada toplumun rehberidir. Herkes çalıştığından, kahvehane, meyhane gibi yerlere bu toplumda yer yoktur. Ancak “okuma evi” anlamında kelimenin gerçek anlamıyla “kıraathaneler” vardır.

-İdeal toplum, bir irade toplumudur. Bu toplumdaki fertlerde, her insanda yer alan kötü duygular kuvve olarak var olmakla beraber, bu duygular sadece kuvvede kalırlar, bilfiile çıkmazlar. “Zulmedenlere meyletmeyin! Yoksa ateş size de dokunur.”17 İlâhî beyanı mucibince, meyillerine bile hâkim olmaya çalışırlar.

-İdeal toplum, basiretli bir toplumdur. “De ki: İşte bu benim yolum. Basiret üzere Allah’a davet ediyorum”18 ayetinden aldıkları mesajla, basiretli hareket ederler. Başkalarının peşinden körü körüne gitmezler. Gerçekleri salt bir teslimiyetle değil, ciddi araştırmalar sonucu alırlar. “Falan söylüyorsa, doğrudur” gibi bir genelleme -vahiy bilgisi müstesna- onların âleminde ma’kes bulamaz.

-İdeal toplum, kökü mazide, meyveleri istikbalde olan köklü bir toplumdur. Böyle bir toplumun fertleri geçmişini inkâr etmez, bilakis öğrenmeye çalışırlar. İstikbalin zirvelerine doğru yol alırken zaman zaman maziye dönüp bakmak lüzumunu hissederler. “Geçmişteki güzellikleri hâle yansıtmak, hataları ise tekrarlamamak” prensibiyle hareket ederler.

-İdeal toplum, Kur’an’da sunulan “emin belde”19 modelinden hareketle, arzın bütün beldelerini her türlü kaos ve kargaşadan, fitne ve anarşiden kurtarıp “emin belde” yapmayı hedefleyen bir toplumdur.

-İdeal toplum, yeni yetişen nesillere “şeaire hürmet” hissini aşılayan bir toplumdur. Dinin alameti olan şeaire hürmet, kalplerdeki takvanın bir alameti olarak sayılmıştır.20 Böyle bir toplum, geçmişini rahmetle anar, onlardan geriye kalan tarih ve kültür mirasına sahip çıkar. Mirasyedi bir çocuk gibi, bunları saçıp savurmaz.

-İdeal toplum, aynı kıbleye yönelen, aynı ülküyü paylaşan, aynı heyecanı yaşayan fertlerden müteşekkil bir toplumdur. Kendi içinde tutarlı, bir vücudun azaları gibi mütenasip, bir fabrikanın çarkları gibi koordineli, kurşunla kenetlenmiş binalar gibi sağlamdır.

-İdeal toplum, hak ve hürriyetlere saygılı bir toplumdur. “Sınırsız bir hürriyet” zihniyetiyle değil, “İnsani bir hürriyet” esasıyla hareket ederler. Kendi keyifleri için başkalarını rahatsız etmekten rahatsız olurlar. Nefs-i emmarenin ve şeytanın rezil istibdadından kurtulmuş olarak, meşru dairedeki lezzetlere kanaat gösterirler.

-İdeal toplum, hayırda yarışan bir toplumdur. Bu toplumun fertleri, “Rabbinizden bir mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan Cennet için yarışın”21 ayetinden hareketle, hayırda her gün biraz daha ileri gitmek için koşuşurlar.

-İdeal toplum, “saadet-i dareyn” olarak ifade edilen, hem dünya hem ahiret mutluluğunu kazanmayı hedefleyen bir toplumdur. Bu toplumun fertleri, sadece dünyaya veya sadece ahirete razı değillerdir. Dünyayı “ahiretin tarlası” olması noktasında ciddi severler. Dünyayı mamur kılmayı dahi, “her şeyi mükemmel yapan”22 Cenab-ı Hakk’ın ahlakıyla ahlaklanmak olarak değerlendirirler.

-İdeal toplum, öz olarak söylemek gerekirse, projesi Kur’an’da ve hadislerde çizilmiş toplum modelini hayata uygulayan toplumdur.

1 Bakara, 3

2 Kalem, 4

3 İmam Malik, Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; İbn Hanbel, II, 381

4 Bkz. Ahzab, 21, Fatır 28 ve Zümer 9.

5 Bkz. Alak 1,

6 Aclûni, I, 138; Tirmizi, İlim 19; İbn Mace, Mukaddime, 17

7 Tirmizi, Zühd, 11

8 Bakara, 143

9 Maide, 54

10 Aclûnî, I, 143

11 A’raf, 31

12 Mearic, 24

13 Müslim, Zekât, 30

14 Tirmizi, Büyu’, 1

15 Nur, 26

16 Necm, 39

17 Hud, 113

18 Yusuf, 108

19 Tin, 3

20 Hac, 32

21 Âl-i İmran, 133

22 Bkz. Neml, 88

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir