TV’li Odada Ders

Denilir ki: “TV, iyi bir uşak, ama kötü bir efendidir.”

Yıllar önce, ailece bir komşumuza ziyarete gitmiştik. Evin ilkokula giden oğlu bizimle aynı odada idi. Televizyon açıktı ve çocuk güya ders çalışıyordu. Sohbet esnasında komşumuz “hocam dedi, bizim oğlanın dersleri zayıf. Bize ne tavsiye edersin?”

Kendisine “çocuk hep böyle TV’li odada mı çalışır?” diye sordum. “Evet” deyince şu cevabı verdim: “TV’li odada değil böyle çocuk, ben de olsam ders çalışamam.”

Hekimoğlu İsmail, TV’li odadan diğer odaya geçmeyi bir nevi “hicret” olarak görür.

Aslında TV güzel bir nimettir. Fakat bu “sihirli kutu” kontrollü kullanılmayınca çok zarar da verebilmektedir. Günümüzde TV pek çok kişi için “bir günah kutusu” veya “vakit öldürme aletidir.”

Bu aleti kontrolde büyüklerin bile zorlandıkları ve seçici olamadıkları nazara alınırsa, çocukları bununla baş başa bırakmamak gerektiği kolayca anlaşılır. Kendi işini yapmak için çocuğunu bu “mekanik bakıcıya” emanet eden anne, hiç de isabetli davranmamıştır.

TV’yi kontrollü seyretmenin en kolay bir yolu, seyredilecek proğramı önceden belirleyip vakti gelince açmak, bittiğinde ise hemen kapatmaktır. Yoksa kişi “kanallar turu” yaparken, farkına varmadan bir “kanalizasyon çukuruna” düşebilir.

Seçili proğram bittiğinde çocuklarla beraber bir yorum yapılsa iyi olur. Böyle bir yorum çocuğun idrak seviyesini yükseltir, derin bakışa ulaşmasını sağlar. Ayrıca proğramda görülen uygunsuz durumlara dikkat çekilir, yanlışların doğru sanılmasına engel olunur. Sözgelimi, izlenen filmde aile fertleri içki içiyor olabilir. Film sonrası değerlendirme yapılırken, içkinin ne dinimizle, ne kültürümüzle alakası olmadığı anlatılır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir