Neil Postman şöyle der: “Çocuklar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz canlı mesajlardır.”
Bazıları son sıralarda “beyaz yalan” adıyla çok tehlikeli bir kavram ortaya koymaya çalışmakta. Güya bununla “kimseye zararı olmayan yalan” kastediliyormuş. Hâlbuki böyle bir yalan başkasına zarar vermese bile en azından söyleyene zarar verecek, onu “yalanın her rengine” hazır hale getirecektir.
Anne, evi süpürürken kolu yanlışlıkla sehpadaki kıymetli vazoya değdi. Yere düşen vazo, paramparça oldu. Evin küçük kızı Selma olayı görmüştü. Anne, telaşla kızına şöyle dedi: “Sakın babana vazoyu bizim kırdığımızı söylemeyelim. ‘kedi kırdı’ diyelim.”
Annenin bu yanlış tavrı ve telaşı Selma’yı yalancı biri haline getirebilir. Zira küçük Selma kendi iç dünyasında olayı şöyle yorumlayacaktır: “İhtiyaç olursa yalan söylenebilir, annem de öyle yapmıyor mu?”
Hâlbuki görünüşte kişinin aleyhine bile olsa doğru olmak, doğru konuşmak lüzumu anlatılsa ve o şekilde yaşansa, çocuklar dosdoğru yetişeceklerdir. Buna bir örnek:
Abdülkadir Geylani, maneviyat sultanlarından biridir. Çocukluğunda annesi onu uzak bir medreseye gönderirken, iç gömleğine bir kese altın koyar. Ayrılırken “sakın yavrum aleyhine bile olsa yalan söyleme!” der.
Yolculuk esnasında eşkıyalar kervanı basar, herkesin servetine el koyarlar. Sıra küçük Abdülkadir’e geldiğinde önce bir şey bulamazlar. Eşkıya başı “söyle bakayım, paran var mı? diye sorar. Abdülkadir Geylani “evet var, iç cebimde” der. Bu manzara karşısında eşkıya başını derin bir düşünce alır, kendinden utanır. Çocuğun bu dosdoğru tavrı karşısında etkilenmiştir. Arkadaşlarına döner ve şöyle der:
“Arkadaşlar, yazıklar olsun bize! Şu çocuk kadar olamıyoruz. Yalan söylese altınlarını gizleyebileceği halde doğruyu söylüyor, biz ise bu yaşa gelmiş, insanları soymakla meşgulüz. Ben şu andan itibaren tevbe ettim, artık eşkıya değilim.”
Eşkıya başının bu samimi tavrı diğerlerini de etkiler, eşkıyalıktan vazgeçerler, çaldıkları malları iade ederler.
Bu da günümüzden bir doğruluk örneği:
Ahmet Bey 6 ve 7 yaşlarında iki oğluyla metroya geldi. Metroda “6 yaş ve üzerindekiler ücrete tabidir” yazısı vardı. Ahmet Bey bilet alırken iki bilet aldı. Görevli memur “efendim, çocuklar ücrete tabi değildir” deyince “ama çocuklardan biri 7 yaşında” cevabını verdi. Memur “söylemeseydiniz bilemezdim” dedi. Ahmet Bey şu anlamlı cümleyi söyledi: “Çocuklarım yaşlarını biliyor ama…”
