Eğitimde Zorlama

İnsan, hür bir varlıktır. Kendisinde bulunan iradeyi, istediği yönde kullanabilir. Dilerse iman eder, dilerse kâfir olur.1 Dilerse şükreder, dilerse inkâr eder.2 Di­lerse çalışır, dilerse âtıl kalır. Dilerse hikmet bahçele­rinde gezer, dilerse malayaniyat çöllerinde dolaşır…

Eğitim, iradesini kötüye de kullanabilecek insanı iyiye yönlendirme faaliyetidir. Bahçe kendi haline bı­rakılsa, sebze-meyve yerine yabanî otlar, dikenler bi­ter. İnsan da kendi haline bırakılsa, nefsine uyar, fena­lıklara sapar. Bu noktadan, eğitim olayında ciddi bir takip şarttır. Nefsine ve hissiyatına mağlup çocuklar, gençler kendi hallerine bırakılmamalıdır. Ellerinden tutulmalı, kabiliyetleri müsbet yöne kanalize edilme­lidir.

Fakat bunu yaparken, zorba bir şekilde yapmak, fayda değil zarar getirecektir. Kur’ân’ın bildirdiği gibi, “Dinde zorlama yoktur.”3 Yani, zorla Müslüman yapmak yoktur. Peygamberimiz (a.s.m.), bir terbiyeci olarak gönderilmiştir. Kimseyi kılıç zoruyla İslâma dâvet etmemiş, “Din nasihattır”4 demiş, “Kolaylaştı­rınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyi­niz”5 buyurmuştur.

Zorlama yoluyla kısmî bir başarı elde edilebilirse de, devamlı bir başarı elde etmek mümkün değildir. Ki­şiyi ikna etmek, daha etkili bir metottur. Meselâ, kor­kutarak öğrenciye bir kitap okutabilirsiniz. Fakat ki­tap okumayı sevdirseniz, öğrenci kendi isteğiyle yüz­lerce, binlerce kitap okuyacaktır.

Eğitimde dayak, en son başvurulacak çarelerden ol­malıdır. Peygamberimiz (a.s.m.), buna cevaz vermekle beraber, kendisi hiç dayağa müracaat etmemiştir. Da­yakla eğitmeye çalışmak, aczin tezahürüdür. Hz. Pey­gamber (a.s.m.) gibi en büyük bir terbiyeci, böyle bir va­sıtaya müracaattan münezzehtir. Onun vahye dayanan ilmi, engin hoşgörüsü, derin muhabbeti, samimi his­leri, sınırsız şefkati insanların gönlünü fethetmeye yet­miştir. O, bir gönüller sultanıdır. Mânevî saltanatı, hâlen gönüllerde devam etmektedir ve ebediyen ede­cektir.

Kuvvete dayanan hükümdarların, insanlar üzerin­deki tesiri sathîdir, geçicidir. Korkutarak bir zaman saltanatlarını devam ettirseler bile, sürekli devam etti­remezler.

Yapılan eğitim, robot insanlar değil, hür insanlar yetiştirmelidir ve bu hür insanlar, hürriyetlerini ha­yırda, iyide, güzelde kullanabilmelidir. Yoksa şerde, kötüde, çirkinde kullanılan hürriyet, bir felaketten ibarettir.

1 Kehf, 29.

2 İnsan, 3.

3 Bakara, 256.

4 Buharî, İman, 42; Müslim, İman, 95; Tirmizi, Birr, 17.

5 Buharî, Cihad, 164; Müslim, Cihad, 71; Ebu Davud, Edeb, 17.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir