Eğitimde Ceza Unsuru

İnsan, melek gibi masum ve problemsiz bir varlık değildir. Her insanın mahiyetinde hırs, inat, düşman­lık, menfaat gibi kötüye de kullanılabilen duygular vardır. Bu duygular, zaman zaman insanda galip olur, hükmünü icra eder. Böylece, insanlar arasında boğuş­malar, dövüşmeler meydana gelir. Bu meselelerin halli için mahkemeler kurulur, hapishaneler açılır, hatta bazı suçlular idam edilir.

Ceza, hem beşerî hukukta, hem de İlâhî hukukta yer almıştır. İlâhî hukukta, âhiretteki ceza mahalline “cehennem” adı verilir. İlâhî hukuk, insanlar arasın­daki mücadeleden kaynaklanan suçlara da cezalar tak­dir etmiştir. Adam öldürmek, hırsızlık, zina gibi suçla­rın dünyada da belli cezaları vardır.

Eğitimle meşgul kişilerin, ceza unsurundan tama­men uzak kalmaları mümkün değildir. İnsanın olduğu yerde problemler de olacaktır ve bir takım problemler, cezasız halledilemeyecektir. Ziya Paşa’nın dediği gibi:

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdîr,

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir.”1

Ceza, suça göre olmalıdır. Bir kısım suçların cezası, hafif bir kınama ise, bir kısmının hapistir. Bir kısmı­nın da idamdır. Beşerî hukuk ile İlâhî hukuk arasında ceza noktasında bir takım farklılıklar vardır. Meselâ:

1. Beşerî hukuk, suç öncesiyle pek meşgul değildir. İlâhî hukuk ise, suçun oluşmaması için gerekli tedbir­leri aldırır. Buna rağmen suç işlenmişse, o zaman ceza­landırır. Meselâ, Allah korkusunun kalplere yerleş­mesi, suç işlenmemesi için büyük bir esastır. Kalbinde Allah korkusu olan bir kimse, tek başına iken bile suç işleyemez. “Polis görmese de, Allah beni görüyor” der, nefsinde meydana gelen suç meylinden kurtulur. Beşerî hukukun, nefse bu şekilde engel olma özelliği söz ko­nusu değildir.

2. Her iki hukuk, suça takdir ettikleri ceza nokta­sından da farklıdır. Meselâ, İslâm hukukuna göre, hır­sızlık yapanın eli kesilir, haksız yere adam öldüren, devlet eliyle öldürülür. Beşerî hukuk ise, çoğu kere bu suçları hafif cezalarla geçiştirir. İslâm hukukundaki cezaların şiddetli olmasında “caydırıcılık” özelliği var­dır. Beşerî hukuktaki cezanın hafifliğinde ise, adeta “suça teşvik” görülmektedir.

Eğitimde ceza, bir amaç olmayıp, eğitimin netice vermesi açısından zaman zaman ihtiyaç duyulan bir araçtır. Bu araç, birtakım sadist duyguların tatminine alet edilmemelidir. İyi bir eğitimci, en son çare olarak cezalandırma yöntemini kullanır. Kullanırken de, zevk almaz, ızdırap duyar; muhatabına acır.

1 Canelli, Mustafa, Ziya Paşa, s. 45.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir