Çocuklar Bizim Aynamız

Anne babaların çoğu çocuklarından şikâyet eder. Aslında çocuklarının eğitimiyle iyi ilgilendiklerini, fakat iyi netice alamadıklarını söyler. Bu kimseler bu sözleriyle kendilerini ele verdiklerinin farkında değillerdir. Mesela “çocuğum beni dinlemiyor” cümlesi “ben çocuğuma iyi anlatamıyorum” anlamına gelir.

Çocuğun “ilk okulu” kendi evidir. Burada hem dilini, hem dinini, hem örf ve adetlerini öğrenir.

Hz. Peygamber bu manaya işaret ederek şöyle der:

Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu yahudî, hristiyan veya mecusî yapar.”1

Bu nebevi kelamda çocuğun en yakın çevresinin ona etkisi anlatılmaktadır.

Bu açıdan baktığımızda “Çocuklar bizim aynamız” diyebiliriz. Aynadaki görüntü hoşumuza gitmediyse, aynaya tükürmek yerine kendimize çeki düzen vermeliyiz.

Bazı aileler cıvıl cıvıldır. Bu neşe çocuğa da yansır. Bazıları ise sanki ölü evi gibidir. Anne-babanın donukluğunu, simalarının gerginlik ve asıklığını çocuklarında görebilirsiniz. Mesela şu olaya bakalım:

Evin beş yaşındaki kızı Jale, oyuncak bebeğiyle oynuyor, ona yemek yedirmeye çalışıyordu. Zaman zaman sesini yükseltip “ye bakayım şunu, haydi ye!” diyordu. Ve o minicik elleriyle ara sıra oyuncak bebeği pataklıyordu.

Üstte anlatılan olayda, Jalenin annesinin ona zorla yemek yedirdiğini, hatta çocuk nazlandığında dayak attığını söyleyebiliriz. Böyle bir tespit asla bir kehanet olmayıp, objektif bir gözlemin sonucudur. Çocuğun sözlerinden, hal ve davranışlarından evinin içine uzanmak, adeta evini seyretmek hiç de zor değildir.

1 Buhari, Cenâiz, 80

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir