Çocukluğumda gökyüzünde hilali gördüğümüzde annem tempolu bir şekilde şu tekerlemeyi söyler, bize de tekrarlatırdı:
“Ay gördüm Allah,
Amentü billah.
Ay yenilenmiş,
Elhamdülillah.”
Çocuklar masum olduğundan duaları da makbuldür. “Çocuğun duasından ne olur?” demeyip onların bir kısım duaları etmeleri sağlanmalıdır. Mesela:
“Ya Rabbi, kolaylaştır, zorlaştırma. Ya Rabbi hayırla tamamla.”
“Ya Rabbi, anne ve babama merhamet et, yardım et.”
“Ya Rabbi, elimden tut, beni büyüt, yolunda yürüt.”
Urfanın bir köyünde ilkokul öğretmenliği yapan bir zattan dinlemiştim:
Bu zat, yaz mevsiminde, bir gün derste “çocuklar, Allaha dua ettiğimizde duamızı işitir, cevap verir” diye anlatır. Diğer gün sınıfta öğrencilerden birinin ağladığını görünce “niye ağlıyorsun yavrum?” diye sorar. Öğrenci “öğretmenim, der, hani dün ‘Allah dualarımızı işitir, cevap verir’ demiştiniz ya, ben Allaha bize yağmur göndermesi için dua ettim, ama yağmur göndermedi, duamı kabul etmedi diye ağlıyorum.”
Öğretmen, öğrencinin bu haline üzülür, çocuğun seviyesinden nasıl cevap vereceğini düşünür. Sonra, “gel, bir de beraber dua edelim” der. Beraberce yana yakıla tam bir tazarru halinde “Allahım, bize yağmur gönder” diye dua ederler. Kısa bir süre sonra, bir bulut gittikçe büyür, kararır ve bardaktan boşanırcasına yağmur başlar. Yağmur damlaları yeri ıslatırken, sevinç gözyaşları da onların yüzünü ıslatmaktadır. Çünkü duaları aynen kabul olmuştur.
Öğretmen, evine döndükten bir süre sonra, bir başka köyden bir öğretmen arkadaşı ziyaretine gelir. Ev sahibi öğretmen, misafirinin üzerinde ıslaklık olmadığını görünce “bu yağmurda ıslanmadan nasıl geldin?” diye sorar. Arkadaşı şu cevabı verir: “Civarda her yer günlük güneşlik. Yağmur sadece sizin köyde yağıyor.”
