Hz. Peygamber şöyle bildirir:
“Hiçbir baba evladına güzel ahlaktan daha iyi bir hediye veremez.”1
Güzel ahlakın tohumları küçüklükte atılır. Çocuk, etrafındakilerden gördüğü tavırları modeller, onlar gibi hareket eder. İnsanın mahiyet tarlasında hem iyilik tohumları, hem de kötülük tohumları vardır. Kötü tohumları yeşertmemek ve iyi tohumları sünbüllendirmek suretiyle insan iyi bir ahlaka sahip olur. “Kötü huylardan arınmak ve iyi huylarla donanmak” ahlakın iki mühim esasıdır. Cimri değil cömert olmak, yalan değil doğru söylemek gibi davranışlar iyi ahlak olarak değerlendirilir. İnsanı bu iyiliklere sevk edecek en önemli saik, ancak ve ancak dindir. Zira din, bütün kötü davranışları “günah”, bütün iyi davranışları da “sevap” olarak bildirir.
Beşerî terbiye sistemlerinin bu tarz bir günah ve sevap mülahazaları olmadığından, genelde kanun gücüyle kötülüklerin önüne geçmeye, mükâfatlarla iyiliklere sevk etmeye çalışırlar. Hâlbuki din, ahirette ceza ve mükâfat sistemi ile çok daha rahat bir şekilde kötülüklerden uzaklaştırır, iyiliklere teşvikte bulunur.
1 Tirmizî, Birr, 33
