Ahirete iman, kişiye büyük bir dayanak noktası olur. Zira her insanın en büyük meselesi, ölüm hadisesidir. Her insanın mahkûmu olduğu ölüm, ilk bakışta çok korkunç bir olaydır. Ruhunda ebedilik hisleri taşıyan insan, ölümle her şeyin bitmesini istemez.
İşte, ahirete iman, ölümün muammasını çözer, yüzündeki siyah peçeyi kaldırıp, ardında tebessüm eden güzel çehreyi gösterir ve bildirir ki, “ölüm son değildir, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Kabir korkunç bir kuyu ağzı değil, nurani âlemlerin kapısıdır. Ana rahminden ayrılarak bu dünyaya gelen insanlar, kabir tüneliyle de yeni bir âleme geçiş yapacaklardır.”
Her vakit etrafında kendisi gibi çocukların ölmesiyle, dimağında, kalbinde ve ruhunda büyük ızdıraplar hisseden çocuklar, ahirete iman vasıtasıyla rahatlarlar, teselli bulurlar. Mesela, “bu arkadaşım öldü, cennetin bir kuşu oldu. Bizden daha iyi keyfeder, gezer. Annem öldü, Allah’ın rahmetine gitti. Yine beni cennette kucağına alıp sevecek ve ben o şefkatli anneciğimi göreceğim” der, insaniyete layık bir tarzda yaşar.
Ahirete iman, toplumu meydana getiren fertleri kötülüklerden alıkor, iyiliklere ise sevk ve teşvik eder.
Halkımız arasında şöhret bulmuş “iyilik yap denize at. Balık bilmezse Halık bilir” sözü böyle bir inancın halkın diline yansımış şeklidir.
