Ağzınızı her açışta, başkaları oradan içinizi seyreder. Mevlana’nın şu tatlı ifadeleri, bu mananın açılımı gibidir:
“Dil, gönüle perdedir. Perde deprendi mi, sırlara erilir. Çayırlıktan, çimenlikten gelen yel, çölden esip gelen yelden farklıdır. Korkakların narasıyla, babayiğit erlerin narası, tilkiyle aslanın sesi gibi fark edilir.”
“Yahut dil, tencerenin kapağına benzer. Oynadı açıldı mı, içinde ne yemek var anlarsın.” 1
“İnsan, dilinin altında gizlidir. Bu dil, ruh kapısının perdesidir. Bir rüzgâr perdeyi kaldırınca, evin içerisi bize görünür.”2
İnsan, diliyle bir şeyler anlattığı gibi, hal ve hareketleriyle de konuşur. Çocuğun söylemediklerini de işitmek gerekir. Buna “beden dili” veya “vücut dili” adı verilmektedir. Beden dili ağızdaki dile göre çok daha yüksek sesle konuşur. Sözgelimi, çocuğunuza “nasılsın yavrum?” diye sorduğunuzda “iyiyim” diyebilir. Ama eğer bir sıkıntısı varsa, diliyle “iyiyim” derken, beden diliyle “aslında pek de iyi değilim” mesajını verir. Tecrübeli anne-babalar çocuğun söylemediklerini de işitir, ona göre tavır sergilerler.
Beden dilini çözmede göz önemli bir ipucudur. “Gözler yalan söylemez.” Ayrıca ses tonu, yüz hareketleri, eller… önemli ayrıntılardır. Bu ayrıntılara dikkat eden kimseler, muhataplarını çok daha derinlemesine tahlil edebilirler.
Büyükler hal ve hareketlerinde her zaman doğal olmayabilirler. Dolayısıyla onların beden dilini anlamak bazan zor olur. Fakat çocuklar son derece doğal hareket ettiklerinden, onların beden diliyle verdikleri mesajlar son derece açık ve nettir. Bu mesajları almamak için işitme, görme veya anlama özürlü olmak gerekir.
1 Mevlana, VI- 390.
2 Mevlana, VI, 258.
