Yabancı dil eğitimi

Dil, aynı zamanda kültürdür.

Hz. Peygamber, İslam’ın Medine döneminde aynı zamanda devlet başkanı olması hasebiyle dıştan gelen elçilerle görüşmekte, tercüman olarak da Yahudileri kullanmaktaydı. Ancak Yahudi tercümanlar, bazı hassas yerlerde iki tarafın sözlerini çarpıtarak tercüme etmekteydi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, bazı sahabileri çevre ülkelerin dillerini öğrenmekle vazifelendirdi. Onlar da kısa zamanda bu dilleri öğrendiler, tercüman olarak hizmet ettiler.1

Bugün ülkemiz ciddî bir “yabancı dil” problemiyle karşı karşıyadır. Ortaöğretim ve yükseköğretimde on yıl İngilizce gibi bir Batı dili eğitimi alan öğrencilerimizin nere­deyse tamamına yakını, o dili öğrenemeden tahsilini tamamlamaktadır. Daha kendi dilinin sırlarını öğre­nememiş bu büyük kitleyi bir ecnebi diliyle on yıl oya­lamak, -kanaatimizce- büyük bir zaman israfıdır.

Tecrübeler, bir yabancı dilin ana hatla­rıyla altı ayda öğrenildiğini göstermiştir. Yabancı dil ala­nında ye­tiştireceğimiz belli bir zümre, ülkemizde altı aylık ciddî bir teorik dil kursundan sonra, altı aylığına o dilin ko­nuşulduğu ülkeye gönderilir ve dil problemi bu şekilde bir yılda halledilebilir. Ayrıca ihtiyaç duyanlar ise, açılan dil kurslarına devam etmek suretiyle yabancı dil öğrenimlerini gerçekleştirirler.

Günümüz şartlarında İngilizce âdeta bir dünya dili hâline gelmiştir. İlmî araştırmalar yapan zatların Fransızca gibi devri geçmiş dillerle vakit kaybetmeme­leri gerekir. Ayrıca, özellikle İslâmî ilimler sahasında araştırma yapanlar, bir buçuk milyar Müslümanın ortak dili durumunda olan Arapçayı iyi bilmek zorundadır. Müslüman devletlerle ilişkilerimizin yükselme grafiği gösterdiği böyle bir ortamda, Arapçayı iyi bilen eleman­lara büyük görevler düşecektir. Kaldı ki on dört asırlık köklü İslâm mirasından lâyıkıyla istifade, ancak iyi bir Arapça ile mümkündür.

1 Mesela bkz. Tirmizî, İstîzan, 22; Ebu Dâvûd, İlim, 2; İbn Hanbel, Müsned, V/136

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir