Allaha samimi kul olan birisi, ibadetiyle bunu ortaya koyar. Dili “Sadece Sana ibadet ederiz”1 derken, azaları da bunu gösterecek şekilde tavır sergiler. Namaz, insanın abd olduğunun mücessem bir tezahürüdür. Mesela namazda el bağlamak, ilahi huzurda el pençe divan durmayı ifade eder. Bakışların secde mahalline yönelmesi, tevazuun bir göstergesidir. Rükûya varmak Hakk’a boyun eğmenin, itaatin bir sembolüdür. Secdeye varmak tam abd olmanın en ileri düzeyde göstergesidir.
Mevlana, namazın sembolik yönüyle şöyle bir değerlendirmede bulunur:
“Namaza tekbîrle girmek ‘İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk’ demektir. (Tekbîr getirerek kurban kesildiği gibi, tekbîrle namaza girmek de, ‘Allahım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır.)
Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Bunu düşünen insanın biraz sonra utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükûya eğilir.
Başı rükûda iken ‘Hakkın suallerine cevap ver’ diye İlahî ferman gelir. Rükûdan başını mahcup olarak kaldırır, ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır.
Tekrar ona, ‘Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver’ diye ferman gelir. O, mahcup bir hâlde başını kaldırırsa da, tekrar yüzü üstüne kapanır.
O ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker.
Sağa selam verir; enbiya ve melaike tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar şöyle derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler gitti.”
Sola selam verir; akraba ve taallukatı tarafına bakar. Oradan da bir fayda göremez. Herkesten me’yus olunca, dua için iki elini kaldırır. ‘Ya Rabbi, cümleden ümidimi kestim. Kuluna melce ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine nihayet yoktur’ der.”2
1 Fatiha, 5
2 Rûmi, Mesnevi, (Tahiru’l- Mevlevî), X, 565-573.
