İç dünyamız

Ruhun güzelliği fiillerde tezahür eder,

bozulmuşluğu da….

Allahın rahmetinin anlatıldığı bir ayette şöyle buyrulur:

Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor?”1

Ayette “Allahın rahmetine bak” yerine Allah’ın rahmet eserlerine bak” denilmesi dikkat çekici bir durumdur. Bizler O’nun rahmetini değil, rahmetinin eserlerini görürüz. Mesela bize ve her canlıya rızık vermesi, O’nun rahmet eserlerindendir.

Benzeri bir yaklaşımla, her varlığın O’nun ilminin, kudretinin de birer eseri durumunda olduğunu söyleyebiliriz.

Peygamber Efendimiz namazda sakalıyla oynayan bir adamı gördüğünde şu değerlendirmeyi yapar:

Eğer kalbinde huşu olsaydı bedenine yansırdı.”2

Gerçekten, insanların davranışlarına baktığımızda, aslında onların iç dünyalarının yansımalarını görürüz. Mesela, zalim sultanın huzurunda hak ve hakikati haykıran kişide şecaat hasletini gördüğümüz gibi, muhtaçlara uzanan bir elin arka planında ruhtaki cömertliği seyrederiz. Yüzde meydana gelen kızartı, kâh ruhtaki bir mahcubiyetten, kâh derinlemesine bir heyecandan haber verir.

Ruh cevherini bozmuş olanlarda ise, ruhtaki arızaları gösterecek hareketler, davranışlar görülür. Yetimi itip kakan birinin hareketlerinin arka planında onun zalimliği nazara çarpar. Etrafına haksız yere bağırıp çağıran bir patronun davranışlarında ham bir ruh portresi kendini gösterir.

1 Rum, 50

2 Süyûtî, Camiu’s- Sağir, II, 432

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir