Can varsa, heyecan da vardır.
Sakin olan denizin zaman zaman kabarması gibi, normalde sakin ve olağan bir hayat yaşayan insan, zaman zaman heyecanlar yaşar. Hayat, rutin olaylar dışında heyecanlarla dopdoludur.
Bu heyecanlar, daha çok sıra dışı, beklenmedik durumlarda ortaya çıkar. Korku, sevinç, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, hayal kırıklığı, coşku… gibi hâller, insanın heyecanlanmasına yol açar. Mesela:
-Bir köpeğin saldırısına maruz kalan birisinde korku hâli görülür.
-Önemli bir imtihanda başarı sağlayan biri, içten içe derin sevinçler yaşar.
-Kıymetli bir dostundan hıyanet darbesi yiyen biri, derin bir hayal kırıklığına maruz kalır.
-Hisse hitap eden bir hatibin samimi sözlerini dinleyen biri, nice coşku hâllerine mazhar olur.
Hatip, Allah yolunda vermeye teşvik etmişse, muhatabında verme duyguları kabarır.
Hatip günahları anlatmışsa, muhatabında günahlardan bir nefret ve geçmişteki günahlarına karşı bir pişmanlık kendini gösterir, hatta bu pişmanlık onun yüzünde gözyaşları şeklinde tecessüm eder.
-Gecenin karanlığında kalkan ve ellerini açıp Yüce Yaratıcıya hazin hazin yalvaran biri, iç dünyasında sekînet hâli yaşar, itminana kavuşur. İlâhî huzurda huzura kavuşan böyle bir insan, çevresine daima pozitif enerji yayar, onun yanına gelenler huzur bulurlar. Zira böyle birinin siması nurani, sözü de Rabbanîdir.
İnsan bu heyecan hallerinde daha sıra dışı bir görünüme bürünür. Heyecanın derecesine göre kalbinde, yüzünde, gözünde, el ve ayaklarında… bir takım belirtiler açığa çıkar. Dıştan bakan ve halden anlayan biri, bunların arka planına da uzanabilir.
