İnsanın gülmelerinden güller açar.
Gülmek, genelde bir sevinç ve bir memnuniyet göstergesidir. Ama bazan dalga geçmek, hafife almak, kabalık, gaflet… göstergesi de olabilir.
Gülünecek yerler vardır, ağlanacak yerler vardır. İnsan nerede gülüp nerede ağlayacağını iyi bilmelidir. Yoksa ağlanacak hâli varken gülebilir, zavallı hâle gelebilir.
Bunun bir örneğini Tebük seferinde görürüz. Hz. Peygamber, Bizans’a karşı seferberlik ilan etmiş ve özür sahipleri dışında herkesi sefere katılmaya davet etmişti. Münafıkların bir kısmı yalandan bahaneler uydurarak sefere katılmadı. İslâm ordusu yaz sıcağında yol alırken, bunlar Medine’de hurma ağaçlarının altında keyifli keyifli oturuyordu. Bu münasebetle inen ayetlerde, kendilerinin ne kadar zavallı durumda oldukları nazara verildi ve şu uyarı yapıldı:
“Kazandıklarının cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.”1
Hz. Süleyman’ın gülüşü
Hz. Süleyman, ordusuyla karınca vadisinden geçerken, karıncaların reisinin şöyle dediğini duyar:
“Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!”2
Hz. Süleyman’ın buna tepkisi “gülerek tebessüm etmek” olur.3 Tebessüm, memnuniyetin bedensel bir tezahürüdür. Çünkü ilahî ilhamla karıncanın sözünü anlamak, memnun olunacak bir durumdur. Ayrıca, karıncanın sözlerinde kendisinin adaletini hissettirmek olması da kendisini tebessüme sevk etmiştir.
Gaflet gülüşü
Hayatı günahlarla geçen kimselerin gülmesi, bir gaflet göstergesidir. Şu ayetlerde böylelerinin hâline dikkat çekilir:
“Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz?
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?”4
Gülen yüzler
Dünya, çok çetin bir sınav yeridir. Bu sınavdan başarıyla geçenlerin yüzü diğer âlemde gülecek, kaybedenlerin yüzü ise gam ve kederden kapkara olacaktır. Kur’an bunu şöyle anlatır.
“O gün bazı yüzler parıl parıldır.
Güleçtir, sevinçlidir.
Bazı yüzler ise o gün toz toprak içindedir.
Bir karanlık onları bürür.”5
Hz. İbrahim’in hanımının gülüşü
Kadın, erkeğe nispetle daha duygusal bir tabiata sahip olduğundan daha kolay ağlar ve daha çabuk güler.
Kur’an’da anlatılır ki, melekler insan suretinde Hz. İbrahim’e misafir olarak gelirler. Hz. İbrahim hemen bunlara semiz bir buzağıyı keser, pişirip önlerine koyar. Meleklerin yemeğe ellerini uzatmadığını görünce içinde bir korku duyar. Bunun üzerine melekler gerçek kimliklerini açıklarlar. Ayrıca, Hz. İbrahim yaşlı ve hanımı da hem yaşlı hem de kısır olduğu hâlde, çocukları olacağını haber verirler.
Hz. İbrahim’in hanımı Sare, ayaktadır ve olayları izlemektedir. Durumu öğrenince güler.6
Bu gülüş, hem şaşkınlık, hem de sevinç gülüşüdür. Uzun yıllar çocuğu olmayan saliha bir kadın, normal şartlar altında çocuğu olmayacak bir yaşta iken böyle bir haber karşısında ciddi bir şaşkınlık hâli yaşamıştır. Ancak Allahın icraatına şaşmamak gerekir. Allahın hayret verici hadsiz işleri içinde, böyle sıra dışı bir durum çok da garipsenecek bir hâl olarak görülmemelidir.
Alaycı gülüş
Bu da mahşerden bir manzara: Yüce Allah, ehl-i imana şiddetle muhalefet eden bir kısım ehl-i küfrü hesaba çekmektedir. Onların dünyadaki kötü hâlini kendilerine şöyle hatırlatır:
“…Kullarımdan bir zümre şöyle diyorlardı: Rabbimiz! İman ettik; artık bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, merhamet edenlerin en hayırlısısın.
Ama siz onları alaya aldınız.”
Derken bu hâliniz beni anmayı size unutturdu.
Ve siz onlara gülüyordunuz.
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükâfatlandırdım.
Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”7
Tekebbür gülüşü
Allahın dinini tebliğ edenler, genelde bir tepkiyle karşılaşmışlardır. Peygamberler tarihi bunun örnekleriyle dopdoludur. İşte onlardan biri olan Hz. Musa’ya verilen tepki:
Hz. Musa, muhataplarına çok büyük mu’cizelerle, çok kuvvetli delillerle, hayatlarını istikamete sokacak ayetlerle gelmiştir. Onların buna verdiği karşılık ise, hakka karşı kibirlenmelerini, kendilerini büyük görmelerini gösteren gülmeleri olmuştur. Kur’an bunu şöyle nazara verir:
“Musa onlara ayetlerimizi getirince, onlar bu mu’cizelere güldüler.”8
Son gülen iyi güler
Mutaffifin suresinde, ehl-i iman ve ehl-i küfrün dünya ve ahiretteki durumları anlatılırken her iki tarafın gülmelerine de yer verilir. Şöyle ki:
“Doğrusu o cürüm işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.
Onlara uğradıklarında birbirlerine göz kırpıyorlardı.
Ehillerine döndüklerinde keyifli keyifli dönüyorlardı.
Mü’minleri gördüklerinde, ‘işte bunlar yoldan sapmış kimseler’ diyorlardı.
Oysa onlar üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
İşte bugün de (ahirette) iman edenler kâfirlere gülecek.”9
1 Tevbe, 82
2 Neml, 18
3 Neml, 19
4 Necm, 59-60
5 Abese, 38-41
6 Hûd, 69-71
7 Mü’minun, 109-111
8 Zuhruf, 47
9 Mutaffifîn, 29-34
