Yiğitlik, bazen ağlamaktır

Ulvi ağlayışlar da vardır…

Erkek adam ağlamaz” vecizesi, belli şartlarda anlaşılması gereken bir sözdür. Bu söz, -normal şartlar altında- musibetin ilk darbesine maruz kalan kişinin bir yıkıma maruz kalmaması için söylenmiştir ve o şartlar içerisinde doğrusu budur. “Yıkılmadım, ayaktayım” diyebilmenin yolu, küçük bir musibet darbesinde ağlamamaktan geçer. Ticarette zarar etmek, birkaç dakika farkıyla uçağı kaçırmak, okulda bir imtihanda düşük not almak… gibi durumlar, ağlamaya değmeyecek olaylardır.

Yoksa “erkek adam ağlar!”

Günahlarına ağlar…

Maneviyatta iyi bir kıvama gelememesine ağlar…

Başta yakınları olmak üzere, insanların gafletine ağlar…

Nitekim Kur’an, inatçı Mekke müşriklerine şöyle seslenir:

“…Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz..?”1

Hz. Peygamberin katıldığı Tebük seferine katılmayanlara da ne yapmaları gerektiğini şöyle bildirir:

Kazandıklarının cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.”2

Hz. Peygamber, ağlayacak günahı olmamakla beraber ağlıyordu. Ümmetinin haline ağladığı gibi, tefekkürde yoğunlaşmanın neticesinde de ağlıyordu. Rivayete göre, bir gece ibadet için kalktığında uzun uzun namaz kılmış, gözyaşları içinde secdeye varmıştı. Sabah namazı için gelen Bilal-i Habeşi ağlama sebebini sorunca “Ya Bilal! Bu gece bana indirilen ayetler sebebiyle ağlıyorum” dedi ve şu ayetleri okudu:

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün peş peşe gelişinde akıl sahipleri için ibretler vardır. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine uzandıklarında Allah’ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler…”3

Ardından da şöyle buyurdu: “Bu ayetleri okuyup da, onlar hakkında düşünmeyene yazıklar olsun!”4

Keza O, oğlu İbrahim’in vefatında da ağlamıştı. Şöyle ki:

Peygamberimizin oğlu İbrahim on altı aylık iken vefat etti. Vefatı esnasında Peygamberimizin mübarek gözlerinden yaşlar boşandı.

Abdurrahman bin Avf, “Yâ Rasûlallah! Siz de mi ağlıyorsunuz?” diye sorunca, şöyle buyurdu:

“Ey İbn Avf! Benim bu ağlamam, şefkatten ibârettir.”

Sonra da gözleri yaşla dolu olarak şöyle buyurdu:

“Göz yaşarır, kalp ürperir. Biz, Rabbimizin razı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığından biz gerçekten mahzunuz!”5

1 Necm, 60

2 Tevbe, 82

3 Âl-i İmran, 190 – 194

4 Hafız İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, I, 440-441

5 Buhârî, Cenâiz, 43; Müslim, Fedâil, 62

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir