Tarihin kaydettiği en muhteşem devletlerden birini kuran Osmanlı, Müslüman olmayan milletlerin de kalbinde taht kurmasını bilmiştir. Osmanlının adaletini, halka muamelesini, sağladığı imkânları, müslim- gayri müslim ayırt etmeden herkese tanıdığı din ve vicdan hürriyetini gören kimseler, bu şanlı Devlete hayran kalmışlardır.
Bu hayranlığın şahidi olarak, bazı olayları numune olarak zikretmek istiyoruz:
-İstanbul’un fethinden önce, İstanbul’da bir Müslüman mahallesi meydana getirilir. Burada yaşayan zâtlar, İslâm’ın güzelliğini fiilleriyle, davranışlarıyla ortaya koyarak gönülleri fethederler. İstanbul kuşatılınca halk Osmanlı’nın fethine hazırdır. “İstanbul’da kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmek evlâ’dır” demektedir.1
-Balkanlar, tarih boyunca kargaşanın çokça yaşandığı bir bölge olmuştur. Osmanlının bu bölgeye hâkim olmasından önceki günlerde mezhep çatışmalarıyla ve idarecilerin baskısıyla halk canından bezmiş bir haldedir. O günlerde, kiliselerin pazar ayinlerinde papazlar şöyle dua ettirmektedirler: “Ya Rab, bize de Osmanlı hâkimiyetine girmeyi nasip et ki, huzur içinde dinimizi yaşayalım.”2 Duaları kabul olur ve Balkanlar 400 yıl Osmanlı idaresi altında huzur içinde yaşar. Osmanlıdan ayrılmalarıyla, tekrar eski kargaşa bölgeye avdet eder.
-Fatih Sultan Mehmed devrinde Sırplar, Rumeli’de ilerleyen Osmanlıyla Macarlar arasında sıkışırlar. Sırplar, Hristiyanlığın Ortadox mezhebindedir, Macarlar ise katolik. Sırp kralı George Brankoviç, Macar kralı Jan Hunyad’a bir heyet gönderir. “Macarlar Türklere galip gelirlerse, bizlerin mezhebi olan Ortadoxluk hakkında ne düşünüyorsunuz” diye sorar. Jan Hunyad, elçilere şunu bildirir:
“Sırbistan’ın her yerinde Katolik kiliseleri tesis edeceğim. Ortadox kiliseleri ise yıkacağım.”
Sırp kralı, bunun üzerine Fatih Sultan Mehmed’e bir heyet gönderir. Dinleri ve mezhepleri hakkında nasıl muamele edeceğini sorar. Fatih Sultan Mehmed şu cevabı verir: “Her caminin yanında bir kilise inşa edilecek.”3
-17. yüzyılda yaşayan İsveç kralı 12. Charles (Demirbaş Şarl), Ruslarla yaptığı savaşı kaybeder, Osmanlı Devletine sığınır. Daha sonra yazdığı hatıralarda, o günlerdeki hissiyatını şöyle anlatmıştır:
“Önümde su, ardımda düşman, tepemde ateşler püsküren güneş. Su beni boğmak, düşman beni parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu, kurtuldum. Fakat bugün esirim, Türklerin esiriyim… Ayağımda zincir yok, zindanda da değilim. Hürüm ve istediğimi yapıyorum, lakin yine esirim. Şefkatin, yüksek kalpliliğin, asaletin, nezaketin esiriyim.”4
-Müllheim, Fransa sınırına dört km. mesafede bir Alman kasabasıdır. 18. yüzyılda, burada yaşayanlar Fransızların saldırılarına maruz kalırlar. Bereketli Ren ovasından elde ettikleri mahsullere Fransız askerlerince el konulmaktadır. Burada yaşayan halk bir temsilci gönderip, Osmanlı Devletinden yardım ister. Sultan II. Ahmed, gelen temsilciye bol miktarda yeniçeri ve mehter elbiseleri verir ve şöyle der:
“Bu Fransız keferesi bizi iyi tanır. Sen, bu gönderdiğimiz elbiseleri adamlarına giydir ve sınır boylarında Fransızların göreceği biçimde dolaştırır. Bu şekilde tehlikeden halas olursunuz.”
Padişah, ayrıca mehter çalıştırmak üzere yanlarında adam gönderir. Yapılan çalışmalar sonunda mehter eşliğinde sınır boylarında yeniçeri kıyafetiyle Almanlar dolaşmaya başlar. Fransa, o bölgedeki saldırılarına son verir. Hatta sınır köylerinde yaşayanların bir kısmı, iç bölgelere göç eder.
O bölge halkı buna bir şükran anısı olmak üzere, Müllheim’de Osmanlı bayrağı asarlar. Bu bayrak 1703’den 1992’ye kadar dalgalanmaya devam etmiştir.5
-Mısır, Yavuz Sultan Selim döneminden 19. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır. Büyük İslâm âlimi Mısır Müftüsü Muhammed Abduh, Sultan Abdülhamid’e gönderdiği mektubun bir bölümünde şöyle demektedir:
“İtikat ediyorum ki, bu zamanda imanın şartlarından birincisi Allah’a iman, ikincisi peygamberlere iman, üçüncüsü de Osmanlı Devletinin bekasına imandır. Zira bu devlet yıkılırsa, âlem-i İslâm perişan olacak ve sahipsiz kalacaktır.”6
1 Bkz. Arnold J. Toynbee, Uygarlık Yargılanıyor, (Civilization on Trial) s. 150-151; Akgündüz, Bilinmeyen Osmanlı, s. 75
2 Bkz. Bernard Lewis, Babil’den Dragomanlara s. 195
3 Ahmet Akgündüz, Bilinmeyen Osmanlı, s. 359
4 Türk Kültür ve Medeniyeti, Türk Kültür Araştırma Enstitüsü Yay., Ankara-1956, I, 286; http://trend. mynet.com/tarihsel-karakterlerin-turkler-hakkinda-soyledigi-21-enteresan-soz-1059656. Erişim tarihi: 21.06.2018.
5Bkz.http://www.edebiyatevi.com/yazi/3256_almanyada-289-yil-dalgalanan-turk–bayragi.html. Erişim tarihi: 21.06.2018
6 Akgündüz, Bilinmeyen Osmanlı, s. 144
