Ayetlerin iniş sebeplerine “sebeb-i nüzul” denir. Bir kısım ayetler bir olay sebebiyle değil, doğrudan gelirken, bir kısmı da bazı olaylara cevap niteliğinde belli sebeplerle nazil olmuştur.
Tefsir kitaplarında bazı ayetlerin nüzul sebebiyle ilgili farklı rivayetler bulunur. Mesela, “onlar şiddetli muhtaç da olsalar, başkalarını kendilerine tercih ederler”1 ayeti hakkında şu rivayetlere yer verilmiştir:
1. Hz. Peygamber devrinde, ancak kendisine ve çocuklarına yetecek kadar yiyeceği olan bir zata bir misafir gelir. Adam hanımına der: “Çocukları uyut, lambayı söndür, yiyeceği de misafirin önüne koy.” Onların bu hali Cenab-ı Hakk’ı razı eder, bu ayetiyle onları metheder.2
2. Hz. Peygamberin ashabından birine bir koyun başı hediye edilir. “Falan kardeşimiz ve ailesi buna bizden daha muhtaç” diye düşünür, ona gönderir. O da benzeri bir mülahaza ile başkasına götürür… Böylece koyun başı yedi ev dolaşıp tekrar ilk geldiği eve döner.3
3. Beni Nadir’den elde edilen ganimet taksiminde Rasullullah Ensara “İsterseniz muhacirler ev ve mallarınıza ortak olmaya devam etsinler, ganimeti aranızda paylaştırayım. İsterseniz ev ve mallarınızdaki tasarruf artık size ait olsun, ganimetten size bir şey vermeyeyim” der. Ensar, “hem ev ve mallarımıza ortak olsunlar, hem de ganimet onların olsun” cevabını verirler.4
4. Yermük Harbinde ölmek üzere olan bir yaralıya su getirilir. Tam içeceği sırada “su” diye inleyen bir ses duyar, ona götürülmesine işaret eder. Götürülen kişi tam içeceği sırada, bir başka yaralıdan “su” feryadı gelince içmez, “ona götürün” işareti verir. Su, üçüncü yaralıya ulaşıncaya kadar o zat ruhunu teslim eder. Diğerlerine getirildiğinde onlar da ruhlarını teslim etmişlerdir.5
İşte, mezkûr ayet, bütün bu olaylara bakan bir üslupla gelmiştir. Zerkeşi, bu konuda şu mühim noktaya dikkat çeker:
“Sahabe ve tabiin, “bu ayet şununla ilgili indi” dediklerinde, bununla “bu ayet bu hükmü tazammun eder” manasını kastetmişlerdir. Yoksa “ayetin sebeb-i nüzulü budur” diye tahsis etmemişlerdir.”6
Bunu bilmeyen kimseler, aynı ayetle ilgili olarak tefsir kitaplarında gördükleri farklı nüzul sebepleri arasında bocalar dururlar. “Acaba, gerçekte bu ayetin inişine sebep olan olay hangisidir” derler. Hâlbuki ayet hem orada zikredilen olaylara ve hem de emsali bütün olaylara bir cevap niteliğinde inmiştir.
Tefsir Usulünde bu şöyle ifade edilir: “İtibar, sebebin hususiliğine değil, lafzın umumiliğinedir.”7 Yani, sebeb-i nüzulün hususiliği, hükmün umumiliğine engel değildir.
Üstteki ayetle alakalı sebeb-i nüzul olarak gelen rivayetler içinde en isabetli olanı, 3. de anlatılandır. Çünkü surenin bağlamı zaten Yahudi kabilesi olan Beni Nadir ve bunlardan ele geçirilen ganimetlerdir.
Yermük Harbiyle ilgili gelen rivayet ise, zaten sebeb-i nüzul olamaz, zira bu savaş Hz. Peygamberin vefatından sonra Hz. Ebubekir devrinde olmuştur.
Diğer iki rivayet ise, doğrudan bu ayetin sebeb-i nüzulü olmamakla birlikte, “onlar şiddetli muhtaç da olsalar, başkalarını kendilerine tercih ederler” ayetine güzel birer örnektirler.
1Haşr, 9
2Kurtubi, XVIII, 17-18
3Süyuti, Dürrü’l- Mensur, VI, 289; Ebu Hüseyin Ali Bin Ahmed Vahidi, Esbabu’n- Nüzul, Daru’l- Kütübi’l- İlmiyye, Beyrut, 1991, s. 439-440
4Râzî, XXIX, 287; Ebu’s – Suud, VIII, 229
5İbn Kesir, VIII, 97; Kurtubi, XVIII, 20
6Zerkeşi, I, 32
7Süyuti, el- İtkan, I, 95; Zerkanı, I, 25; Sabuni, Tibyan, s. 40
