Kur’an’a uymak

Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın gönderdiği tek kitap değildir, Tevrat ve İncil de Allah’ın gönderdiği kitaplardandır. Ancak, Tevrat’ın muhatabı olan Yahudiler ve İncil’in muhatabı olan Hristiyanlar, İlâhî kitabın hükümlerine göre yaşamamışlardır. Şu âyet, Allah’ın kitabına göre yaşandığında neler olacağını haber verir:

Eğer onlar Tevrat’ı İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilenleri doğru tutsalardı (hayata uygulasalardı), elbette, hem üstlerinden, hem ayaklarının altından nimetler yerlerdi.” (Maide, 66)

Hamdi Yazır, âyetin tefsirinde şunları nazara verir:

-Her cihetten nimete ulaşırlardı.

-Gökten çokça yağmur yağar, yerden bolca bitkiler biterdi.

-Hem çalışmaksızın ihsan olunan Rabbanî mevhibelere, hem de kendi gayretleriyle çeşitli nimetlere kavuşurlardı.

-Hem devletin üretip dağıttığı umumî menfaatlerden yararlanır, hem de şahsî teşebbüsle olan ferdî üretimden istifade ederlerdi.” (III, 1735)

Şüphesiz aynı İlâhî vaat, Kur’an ehli içinde geçerlidir. Kur’an-ı Kerim, sadece okunmak için değil, aynı zamanda uygulanmak için gönderilmiştir. Nitekim şu âyet, bunu bize emreder:

Bir şeyde ihtilâfa düşerseniz, onu Allah’a ve Rasulüne arzedin…” (Nisa, 59)

Yâni, aranızda yegâne hâkim ve hakem Allah’ı ve peygamberi tanıyınız. Muhtelif hükümlerinizi Allahın âyetlerine ve Rasûlullahın beyanlarına tatbik ve tevfik ederek, tevhid ediniz.” (II, 1378)

Kur’an elimizdedir ve Hz. Peygamber hadîsleriyle aramızdadır. “Sen onların içinde olduğun müddetçe Allah onlara azap edecek değildir” (Enfal, 33) âyetinin hükmünce, Rasulüllahın içimizde olması İlâhî azaptan korunmaya bir teminattır. Rasulullahın hadîsleri olmadan, Kur’an’ı istikametli bir şekilde anlayabilmek mümkün değildir. Binaenaleyh, bazı kendini bilmezlerin “Kur’an bize yeter” demeleri bir hezeyandan ibarettir. Zira Kur’an nice âyetlerinde Rasulüllaha tâbi olmayı emretmektedir. Mesela:

Allaha ve rasulüne itaat edin…” (Enfal, 20, 46; Mücadele 13…)

Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa, 80)

Peygamber size ne verdiyse onu alın. Sakındırdığı şeyden ise sakının” (Haşr, 7)

O kendi hevâsından söylemez, ancak kendine vahyedileni söyler.” (Necm, 3-4)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir