Kur’an, inananlar için bir şifa kitabıdır. “Kur’an’dan mü’minlere bir şifa ve rahmet indiririz” âyeti bu gerçeği dile getirir. (İsra, 82) Hamdi Yazır, bu âyetin yorumunda şu noktalara dikkat çeker:
“Dünya türlü türlü dert ve maraz, belâ ve mihnetlerle dolu bir hastane; peygamber bir tabip, Kur’an da deva-yı şâfi ve gıda-yı vâfidir (şifa veren bir deva ve her ihtiyaca yeten bir gıdadır).
Kur’an’ın;
-şüphe ve nifak,
-küfür ve şikak,
-zulüm ve tecavüz,
-hırs, ümitsizlik, tembellik, cehalet, taklit, taassup, su-i niyet gibi ahlâkî, sosyal, ruhanî hastalıklara karşı tamamen bir şifa ve rahmet olduğu şüphesizdir.
-Ayrıca, maddî hastalıklara da şifa olduğu, ehlince meşhuttur.” (V, 3195)
Bu ifadeler, Kur’anın hangi yönlerden şifa olduğuna güzel bir açılım getirmektedir. Şöyle ki:
-İnsanın şüpheler içinde kıvranması,
-inancında veya amellerinde samimi olmaması,
-Allah’ı inkâr etmesi ve ehl-i imana muhalif davranması,
-başkalarına haksızlık yapmaktan ve onların hukukunu çiğnemekten kaçınmaması,
-bitmez tükenmez bir hırs veya enerjisini bitiren bir ümitsizlik içinde olması,
-bedenen ve zihnen tembel bulunması,
-her türlüsüyle cehalet bataklığına saplanması,
-kişiliğini geliştirmeyip hep başkalarını taklit etmesi,
-araştırarak değil körü körüne bir taassupla bazı şeyleri kabul etmesi
-ve başkalarına karşı iyi niyet taşıması gerekirken hep kötü niyet taşıması gibi durumların psikolojik ve sosyal birer hastalık olduğunda asla şüphe yoktur. Kur’an, baştan sona bunlar gibi rahatsızlıkların ve hastalıkların şifasıdır, dermanıdır.
