İnsanlarda Mertebeler

Her insan farklı bir âlemdir. İki insan arasında boy ve kilo farkı sınırlıdır. Fakat idrak farklılığı, kabiliyet farklılığı, fazilet farklılığı… âdeta sınırsızdır. Biri serâda diğeri süreyyada, biri yerde diğeri göktedir.

İşte Hz. İsa ve havârîleri…

Bir gün havârîler Hz. İsa’ya şöyle der: “Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?

Hz. İsa, ‘Eğer gerçekten inandınızsa, Allah’tan korkun (da böyle şeyler istemeyin)’ der.

Onlar, ‘istiyoruz ki, ondan yiyelim. Kalplerimiz mutmain olsun ve senin bize doğru söylediğini bilelim. Bu mûcizeye şahitler olalım’ derler.

Bunun üzerine Hz. İsa şu duayı yapar:

Ey bizi terbiye eden Allahım, bize semadan sofra indir. Hem önce gelenlerimiz, hem de sonra gelenlerimiz için bir bayram ve Sen’den bir âyet (mûcize) olsun. Bizi rızıklandır. Sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.” (Maide, 112-114)

Hamdi Yazır, üstteki âyetlerle ilgili olarak şunları nazara verir:

Ne kadar şayan-ı dikkattir ki, havârîler gökten bir sofra isterlerken yemeyi önce zikredip, diğer ruhanî ve dinî maksatlarını sona bırakmışlardı.

Hâlbuki Hz. İsa, dinî maksatları öne, yeme maksadını sona aldı. Hem de rızık olmakla ifade etmiş ve sonra rızıkta kalmayıp Rezzak’a intikal ve O’na tazim ve sena ile şükrünü de arzeylemiştir. Bunlar mülâhaza edilince, ruhların derecelerindeki mertebeler ne büyük bir fark ile tezahür ediyor.” (III, 1846-1847)

İsrailoğulları, Hz. Musa’nın kavmidir. Kur’an-ı Kerim’de bu kavimden hayli bahisler vardır. Bunlar kendilerine gönderilen Hz. Musa gibi büyük bir peygamberden istifade etmek yerine, genelde ona problem olmuşlar, saygısızlık etmişlerdir. Mesela, bir olay münasebetiyle Hz. Musa, “Allah sizden dişi bir sığır boğazlamanızı istiyor” dediğinde hemen bu emri yerine getirmeye bedel, işi yokuşa sürerek “Rabbine bizim için dua et de, nasıl bir sığır olduğunu açıklasın” derler. (Bakara, 67-74)

Hamdi Yazırın da dikkat çektiği gibi, edep ve terbiyeyi unutup ta, “Rabbimiz” diyecek yerde “Rabbin” demeleri bir imansızlık eseri… (I, 368)

Cenâb-ı Hak, İsrailoğullarına şu ikazı yapar:

Ey İsrailoğulları! Size olan nimetimi hatırlayın…” (Bakara, 40)

Bu hitap gösterir ki, onlar her şeyden evvel nimete taliptirler. Bununla beraber, şükrü şöyle dursun nimetin aslını bile unutmuşlardır.” (I, 334)

Onlara böyle diyen Cenâb-ı hak, ümmet-i Muhammed’e ise şöyle hitap eder:

Beni anın, ben de sizi anayım…” (Bakara, 152)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir