Kur’an-ı Kerim ayetlerden meydana gelir. Buna bir nevi “Kur’an cümleleri” diyebiliriz. Ama bu bazan çok cümlelerden de meydana gelebilir. Mesela ayete’l- kürside on cümle vardır. Müdayene ayeti, tam bir sayfadır.
Öte yandan Kur’anî kullanımda “Âyet; ibret, alâmet gibi anlamlara gelir. Meselâ bayrak, devletin bir alameti ve ayetidir.” (Mukaddime, 24)
Bayrağı görmek devleti hatıra getirdiği gibi; her bir Kur’an ayeti ve her bir varlık dahi Allah’ı hatıra getirir.
“Allahu Teâlanın iki çeşit ayetleri vardır.
1- Kâinat kitabındaki fiilî ayetler.
2- Kur’an-ı Kerimdeki kavlî ayetler.
Kemal-i marifet, Kur’an’ın sözlü ayetlerinden, kâinat kitabının fiilî ayetlerini ve ondan Cenab-ı Hakk’ın zât ve sıfatını okuyup anlamak ve anladıktan sonra O’nun kanunlarına, emirlerine, hükümlerine uyarak, istikamet yolunda ‘râdıye ve mardıye’ makamlarını elde ederek, ‘bekabillâha’ ulaşmaktır.” (I, 569)
Yâni, âyet olarak sadece Kur’an ayetlerini görmek tam bir marifet değildir. Asıl marifet, Kur’an ayetlerinin ışığında kevnî ayetleri okumak ve bundan Cenab-ı Hakk’ın zât ve sıfatını tanımaya çalışmaktır. Bu tanıma, sadece ilimde kalmayarak, insanı Allah’a itaate sevkedecektir. Allah’ı bilen, elbette O’nun yolunda gider. Onun yolundan giden, O’ndan gelen her şeye razı olur. Allah’tan gelene razı olan bir insan, Allah’ın rızasına mazhar olur ve böylece, bekabillâh mertebesine ulaşır.
