Kur’an’ın tamamında bir bütünlük ve uyum vardır. Bunu, merkezi bir nakşı olan halı deseni örneğiyle kolayca anlayabiliriz. Böyle bir halıda her şey o merkezi nakşa göre dizayn edilir. Bu manayı, besmele ve Fatiha suresi arasında da görmek mümkündür.
“Fatiha suresi, besmelenin bir açıklaması, beliğ bir açılımıdır… Besmeleden sonra ‘Elhamdülillah’ diyerek Fatihaya başlamak, besmeledeki rahmet cazibesine bir şükran karşılığıdır.” (I, 52)
Yani Rahman ve Rahim isimleri nice maddi – manevi nimetlere işaret eder. Fatiha suresinin başında “Elhamdülillahi Rabbil âlemin” deyip okumak, bütün bu nimetlere karşı bir teşekkürü bildirir. Sadece “Elhamdülillahi” denilmeyip “âlemlerin Rabbi” unvanıyla Allaha hamdedilmesi, bütün âlemlerden bize nimetler geldiği cihetledir. Mesela “hava âlemi, su âlemi, toprak âlemi, bitkiler âlemi, hayvanlar âlemi…” gibi bütün âlemlerden insana âdeta nimetler yağar.
Keza, “Yevmiddin” (ceza günü) ifadesinin delalet ettiği ahiret, bütünüyle bir rahmettir. İnsanı yok olmaktan kurtarması cihetiyle -cehennemde kalacak olmasına rağmen- kâfir için de rahmet olur. Çünkü bir idam mahkûmunun cezası müebbet hapse çevrilse mahkûm hakkında sevindiricidir. Kâfir de kendi zannınca yok olup gidecekken Allah onu yok etmeyecek, cehennemde varlığını devam ettirecektir.
Keza, bu surede geçen hidayet, Allah’ın rahmetinin bir tezahürüdür.
Sırat-ı müstakim (ifrat ve tefritten, her türlü aşırılıklardan uzak olan yol) ilahi bir rahmettir.
Allahın nimetine mazhar nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler insan dünyasına tam bir rahmettir.
Haddi aşan kavimlere ve şahıslara gelen ve Allahın gadabının tezahürü olan cezalar, ehli iman için bir rahmet tecellisidir.
