Kur’anın Tercüme ve Tefsiri

Tercüme, bir kelamın mânâsını diğer bir dilde dengi bir tabir ile aynen ifade etmektir.

Edebî özelliği olmayıp sırf akıl ve mantığa seslenen eserler, gelişmiş bir başka dile aynen tercüme edilebilir. Ancak zevk ve duygulara hitap eden edebî eserlerin bir başka dile aynen tercümesi mümkün değildir. Olsa olsa o eserin muhtevası ana hatlarıyla verilebilir.1

İşte bu gerçekten hareketle, Kur’anın başka dillere çevrilmesine “Kur’an tercümesi” değil, “Kur’an meâli” denilmiştir.

Kur’an ayetlerinin açıklanmasına ise, Tefsir denilir. On dört asır boyunca binlerce âlim Kur’anı tefsir etmişler, mânâlarını açıklamışlardır. Mesela Fahreddin Razi, Kur’anı 32 ciltlik Mefatihu’l- Gayb isimli tefsiriyle açıklamaya çalışır. Bu 32 ciltten bir cildi, sadece Fatiha suresinin açıklanmasına ayrılmıştır.

Kur’anın meâli, denizin dış yüzeyine, tefsiri ise aynı denizin derinliğine benzer. Denizin sathında sadece mavilik ve dalgalanmalar görülür. Derinliğinde ise sayısını bilemediğimiz canlılar, nice kıymettar mücevherler gizlidir.

Misal olarak her gün Fatiha suresinde okuduğumuz “Rabbi’l âlemin” ifadesine bakalım. Bunun meâli “âlemlerin Rabbi” demektir. Bu âlemlerin neler olduğunu, Allahın bu âlemleri nasıl terbiye ettiğini açıklamak ise, bir tefsirdir. Bütün ilimler bize “âlemlerin Rabbi” mânâsını açıklar. Mesela Astronomi ilmi Allahın uzayı nasıl terbiye ettiğini, Biyoloji ilmi Allahın canlıları nasıl terbiyeden geçirdiğini, Jeoloji ilmi yerin altındaki madenlerin, taşların, katmanların ilahî terbiyeden ne şekilde pay aldıklarını gösterir.

Uzayda milyarlarca galaksi (yıldız toplulukları) var. Bunların her biri, hatta her bir yıldız bir âlemdir. Yeryüzü, pek çok âlemleri içinde barındıran harika bir âlemdir. Bitkiler ve hayvanların her biri birer âlemdir. Bitkiler âleminde her bir çiçek türü ayrı bir âlemdir. İnsanlık da bir âlemdir. Her insan tek başına farklı bir âlemdir; sesiyle, simasıyla, karakteriyle, kabiliyetiyle, hatta parmak işaretleriyle diğer insanlardan farklıdır… İşte “âlemlerin Rabbi” ifadesi, bütün bunları terbiye edenin Allah olduğunu bildirir, ders verir.

Kur’anın aslından mânâsını anlamak ciddi bir çalışmayı gerektirir. Bu herkese nasip olmayabilir. Ama her insan Kur’anı meâl ve tefsirinden okuyarak veya anlatanlardan dinleyerek anlama imkânına sahiptir.

Kur’anın tefsirleri iki grupta ele alınır:

1-Rivayet tefsiri

2-Dirayet tefsiri

Rivayet tefsiri: Kur’anın Kur’anla ve Kur’anın hadisle açıklanmasıdır. Taberi’nin Camiu’l- Beyan ve İbnu Kesir’in Tefsiru’l- Kur’ani’l- Azim isimli eserleri bu sahada meşhurdur.

Dirayet tefsiri ise, Kur’anın rivayetle beraber diğer ilimlerden de istifadeyle açıklanmasıdır. Beydâvî’nin Envârü’t-Tenzîl ve Esrâru’t Te’vil ve Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili ve Said Nursi’nin Risale-i Nur isimli eserleri birer dirayet tefsiridir.

1 Yazır, I, 9-10

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir