Çalışmak… Çalışmak…

“Başarı ter kokar” denilir. Her başarının ardında yoğun bir mesai vardır.

Çalışmak, hayattaki en önemli esaslardan biridir. Kur’anın bildirdiği üzere, “İnsan için ancak çalıştığı vardır.”1 Çalışan herkes, çalışmasının karşılığını görecektir. Bu noktada mü’min kâfir ayırımı yoktur. Çalışmak gibi hak bir sebebe yapışan kâfirin, tembellik gibi bâtıl bir sebebe yapışan mü’mine galip gelmesi kaçınılmazdır.

Bu noktada şu İlahî beyanı da hatırlamak gerekir:

“Bir kavim kendilerinde olan hali değiştirmedikçe, Allah onları değiştirmez.”2

Ayette belirtilen “Allah onları değiştirmez” hükmü, hem müsbet, hem de menfi cihetten geçerlidir. Yani, iyi bir kavim, kendilerinde olan o iyi hali bozmadıkça Allah onları perişan etmez. Keza, perişan bir kavim kendilerine çeki düzen vermedikçe Allah onları kurtarmaz.

Çalışmayı emreden Kur’an’ın “bir işi bitirdiğinde, başka bir işe koyul ve yorul” tâlimatı vermesi de düşündürücüdür.3 Kur’an’da ehl-i imana “dinlenin” emri verilmemiştir. Ehl-i imanın dinlenmesi, ölüm sonrasında olacaktır.

1 Necm, 39

2 Ra’d, 11

3 İnşirah, 7

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir