Kaynağını dinden almayan bir hayat felsefesi, dünyanın hemen her tarafını işgal etmiş görülmektedir. Bu istila eden şeylerden biri de, çıplaklıktır. Çıplaklık aslında bir cahiliye kültürüdür. Cenab-ı Hak Peygamberimizin hanımlarına hitaben “ilk cahiliye dönemi gibi açılıp saçılmayın” buyurur.1 Cahiliye, genel anlamda İslam öncesine verilen bir isimdir.
Demek ki açılıp saçılma temel itibariyle cahiliye döneminin bir yadigârıdır. Dünyada hem bugün hem de eskide çıplak topluluklar vardır. Günümüzde Avustralya yerlileri ve Afrika yerlileri gibi tesettürle pek de alakası olmayan ilkel kabilelere rastlarız. Buralarda çıplaklık hayatın bir parçasıdır, ama bu doğrudan bir medeniyet değildir. Çıplaklığı medeniyetin “olmazsa olmaz bir rüknü” olarak görmek fevkalade yanlış olur. Günümüzde bu gibi yanlışlar toplumumuzda yaygınlaşmaktadır. Mesela içki içmek veya dans etmek bir medeniyet göstergesi değildir, ama bazıları bunu medeniyetin temel bir esası gibi gösterip, “içki içmeyen insan medeni değildir”, “dans etmeyen insan medeni değildir” demektedir. Aynı kimseler, tesettürü medeniyete ters görürler. Onların kabulüne göre, tesettürlü bir bayan medeni olamaz.
Meseleyi şöyle özetlemek mümkündür: Elbise, medeniyetin bir parçası olmakla beraber, çıplaklık asla bir medeniyet göstergesi ve ölçüsü olamaz. Öte yandan insan, sadece elbise ile medeni sayılamaz.
1 Ahzab, 33
