Pek çok insan, kabir hayatını cismani bir hayat mertebesi zanneder. Hâlbuki buradaki hayat ruhani bir hayattır. Hadis rivayetlerinde ölen kimsenin kabirdeki durumu çeşitli yönleriyle anlatılır. Bunlar bir bütün olarak incelendiğinde karşımıza çıkan tablo şudur:
Ölen kimse, şayet iyi bir insansa ruhu yukarı âlemlere götürülür, kabir hayatı bu kimse için “cennet bahçelerinden bir bahçe” olur, ruhu orada kıyamete kadar lezzet alır. Ama kötü bir insanın ruhu yukarı âlemlere çıkarılmaz, “siccin’e” indirilir, kabir onun hakkında “cehennem çukurlarından bir çukur” olur, ruhu orada kıyamete kadar azap görür.
Bunun bir misali rüyada yaşanır. Yan yana uzanmış iki insandan biri rüyasında cennet gibi yerlere götürülse ruhu bundan fevkalade lezzet alır. Diğeri ise aynı anda rüyada düşmanlar tarafından kuşatılsa, yılanlar ve akrepler kendisine saldırsa o rahat yatak içinde kan ter içinde kalır. Onların bu lezzet ve azapları ruhla alakalı olduğu gibi, kabirdeki lezzet veya azap da ruhla alakalıdır. Yoksa bu lezzet veya azabı çürümüş kemiklerde aramak doğru olmayacaktır. Kaldı ki belli bir süre sonra çürümüş kemikler de kalmamaktadır.
