Cenab-ı Hak şöyle der:
“Ey iman edenler! Ne söylediğinizi bilinceye sarhoş iken kadar namaza yaklaşmayın.”1
Burada ilk anlaşılan mana, içkili halde namaz kılmanın yasaklanmasıdır. İçkili halde insanların bile hoşlanmadığı bir halde âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkmak elbette “kulluk şuuru” ile bağdaşmaz. Bununla beraber, “sarhoşluğu” sadece içki ile sınırlı anlamamak gerekir. Çünkü sarhoşluk farklı farklıdır. Kimi gafletten sarhoştur, kimi siyasetten… Kimi şöhretten sarhoştur, kimi şehvetten…
Nice insan vardır ki dünyevi işlerinin arasında âdeta boğulup kalmıştır. Bu kimsenin hemen bu haliyle namaza durması uygun değildir. Bu kimse, zihnini ve hayalini dünyevi işlerden sıyırmalı, fikren namaza odaklanmalı, okurken neler dediğini hissetmeli ve anlamalı… Ta ki kıldığı namaz namaz olabilsin. Bazı dindar gençlerimizin “maç arası namaz” halleri de bu çerçevede değerlendirilebilir. Gerçi böyle bir namaz yine namazdır, ama namazın kemâli bu değildir. İlk yarıda izlediği pozisyonların hayaliyle kılınan bir namaz, ideal namaz olamaz.
1 Nisa, 43
