Namazın zahirine bakan kıyam, kıraat gibi rükünler vardır, bunlar gerçekleşmese o namaz namaz olmaz. Benzeri bir şekilde namazın batınına bakan hudu’, huşu’ gibi rükünler vardır, bunlar gerçekleşmese o namaz kâmil bir namaz olmaz.
Bunlardan huşu’, “Allah’ın huzurunda olduğu şuuruyla tevazu gösterip boyun eğmektir.”
Mü’minun sûresinin başında ehl-i imanın kurtulduğu müjdesi verilir ve kurtulan mü’minlerin art arda yedi özelliği sayılır. Bunlardan birincisi şöyle ifade edilir:
“Onlar namazlarını huşu içerisinde kılarlar.”1
Peygamber Efendimiz namazda sakalıyla oynayan bir adamı gördüğünde şu değerlendirmeyi yapar:
“Eğer kalbinde huşu’ olsaydı bedenine yansırdı.”2
Bedene namaz kıldırmak bir cihette kolaydır. Ama işin ideali, kalbe ve ona bağlı latifelere de namaz kıldırmaktır. Namazda huşu’, o namaza kıvam katan unsurlardan biridir.
1 Mü’minûn, 2
2 Süyûtî, Camiu’s- Sağir, Daru’l-Fikr, Beyrut. II, 432
