Peygamber Efendimiz bir gün “En büyük hırsız, namazından çalan kimsedir”, dedi.
Sahabeler, “Yâ Resûlallah! Bir kimse kendi namazından nasıl çalar?” diye sordular Şöyle cevap verdi: “Namazın rükûunu ve secdelerini tam yapmamakla.”1
Namazda rükûyu, rükûdan sonra ayakta durmayı, secde ve iki secde arasındaki oturmayı hakkını vererek ve mutmain olarak yapmaya “ta’dil-i erkân” denilir. Yani ta’dil-i erkân, namazın rükünlerini aceleye getirmeden, mutedil bir şekilde yapmaktır. Çünkü namaz ciddi bir olaydır, alelacele yapılacak sıradan bir iş değildir.
Büyük bir zatla önemli bir görüşme yapacak olan kimse, bu görüşme için ciddi hazırlıklar yapar. Görüşme gerçekleştiğinde de, ciddiyetini muhafaza ile o huzura yakışır tavırlar sergilemeye çalışır. Temsilde hata olmasın, namaz bu türden bir görüşmedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın, şu küçük insanı huzuruna kabulü, elbette çok önemli bir olaydır. İnsana yaraşan, namaz esnasında o kabulün şanına yakışır tavırlar içinde olmaktır.
1 Ahmed Bin Hanbel, III, 70
