Mevlana, namaz ile Allah’ın huzurunda hesap arasında şöyle bir bağlantı kurar:
Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Biraz sonra, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükûa eğilir. Rükûda iken “suallere cevap ver” diye İlahî ferman gelir. Rükûdan başını mahcup olarak kaldırır, ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır. Tekrar ona, “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarını anlat” diye ferman gelir. O, mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüzü üstüne kapanır. O ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker. Sağa selam verir; enbiya ve melaike tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadın, o günler gitti.”
Sola selam verir; akraba ve taallukatı tarafına bakar. Oradan da bir fayda göremez. Herkesten me’yus olunca, dua için iki elini kaldırır. “Ya Rabbi, cümleden ümidimi kestim. Kuluna melce ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine nihayet yoktur” der.”1
1 Celâleddîn Rûmî, Mesnevî, X, 565-573.
