Mevlidin dindeki yeri

Mevlid, kelime olarak doğum zamanı ve doğum yeri anlamına gelir. Halk arasında bir terim olarak ise Peygamber Efendimizin dünyayı şereflendirdiği gün anlamda kullanılır. Bunu Hristiyan kültürden alınan bir “happy birthday” merasimi olarak görmek yanlış olur. Peygamberimizin dünyaya teşrif ettiği Rebiülevvel ayının 12. gecesini vesile ederek mevlid merasimleri tertip etmek hicrî yedinci asırdan itibaren başlamıştır. Daha sonra bu âdet yaygınlaşarak bütün İslâm ülkelerinde ve bilhassa Osmanlılarda devam etmiştir

Bugün İslâm ülkelerinde çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır. Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumeleri yazılmıştır. Bunlardan en meşhuru, ülkemizde mevlid merasimlerinde yaygın olarak okunan Süleyman Çelebi’nin 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n- Necât adlı na’tıdır.

Mevlidin amacı, Peygamber Efendimizin dünyayı şereflendirmesinden ötürü duyulan sevinci ortaya koymaktır. Çünkü Onun doğduğu gün, sıradan bir gün değildir. Dolayısıyla Onun doğumu münasebetiyle bir yerde toplanmak, Kur’an okumak, dini sohbet yapmak, salavat getirmek, yemek yedirmek, hediyeleşmek ve Hz. Peygamber’i övücü bazı ilahi ve kasideleri okumak neden yanlış olsun veya bid’at sayılsın?

Elhasıl: Din, mevlidi emretmez, ama onu inkâr da etmez. Mevlid, sünnet değil, âdettir. Bu konuda şu âyeti hatırlayabiliriz:

Kim kendisine doğru yol açıkça belli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız.”1

Âyet, “mü’minlerin yoluna” dikkat çekmekte ve nazara alınmasına önem vermektedir.

Hz. Peygamber şiir dinlemiştir. Şiir dinlemek caiz iken mevlid dinlemek niye günah olsun? Zira “ameller niyetlere göredir.”2 Günümüz insanı mevlidin kelimelerine tam aşina olmadığından; Kur’an tilavetinde bulunarak, dini konuşmalar yaparak ve yer yer ilahiler söyleyerek mevlid programlarını daha verimli hale getirmek mümkündür.

Mevlidi bid’at görenler, onu susturmaya çalışmak yerine her yeri âdeta istila eden ve şehevi duyguları kamçılayan veya bedbinliği telkin eden müzik türlerini susturmaya çalışmalıdır. Zira mevlidin en azından zararı yoktur, ama dine aykırı müzik parçalarının, onları dinleyenleri ne hale getirdiği gözler önündedir.

1 Nisa, 115

2 Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir