Kandil geceleri bid’at mı?

Millet olarak kandil gecelerinin hayatımızda ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bunlar Receb ayında Regâib ve Miraç, Şaban ayında Berâet, Ramazan ayında Kadir Gecesi ve bir de Ramazandan beş ay sonra Rabiü’l-evvel ayındaki Mevlid kandilidir.

Kadir gecesinin kutsallığı, “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”1 âyetiyle sabittir. Hadiste ise Şaban ayının ortasındaki Beraet gecesine dikkat çekilmiş, şöyle müjde verilmiştir:

“Şaban ayının yarısı gelince gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasına yönelir ve şöyle der: Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, rızık vereyim. Yok mu benden şifa dileyen, şifa vereyim.”2

Bu ikisi dışındaki geceler hakkında kesin sayılabilecek bir bilgi ve yönlendirme yoktur. Ama bu gecelerin kutlanmasını nehyeden bir rivayet de yoktur. Bu nedenle bazı âlimler bu gecelerin kutlanmasına, hem de bu gecelerde toplu biçimde ibadet yapılmasına bid’at olduğu gerekçesiyle karşı çıkmışlarsa da, İslam toplumu içerisinde bu gecelerde ibadet etmek yaygınlaşmıştır.

Regâib kandili, üç ayların Perşembeyi Cumaya bağlayan ilk gecesi olarak kutlanır. Üç aylara kavuşmanın sevinciyle bir araya gelmenin, o geceye rağbet göstermenin dinen bir zararı olmadığı gibi, ibadetle geçirildiğinden çok büyük sevabı vardır.

Mirâc kandili, Peygamber Efendimizin göklere urucunun (yükseltilmesinin) aziz bir hatırasıdır. Bu vesileyle bir araya gelmek, miracı anlamaya çalışmak ve kendi namazlarımızı bir nevi miraç kılmak çok kârlı davranıştır.

Mevlid kandili, Peygamber Efendimizin âleme teşrifinin sene-i devriyesini kutlamaktır. Bu vesileyle Onu yâd etmek, anlamaya çalışmak, inkâr edilmesi gereken bir durum değil, kutlanması gereken bir harekettir.

1 Kadr, 3

2 İbn Mâce, İkametü’s – Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir