Yaz Yağmuru

Safa Bey Urfa’nın bir köyünde ilkokul öğretmeni idi. Öğretim yılının son günleriydi. Bir gün derste “çocuklar, Allaha dua ettiğimizde duamızı işitir, cevap verir” diye anlatır. Diğer gün sınıfa girdiğinde öğrencilerden birinin ağladığını görür, “niye ağlıyorsun yavrum?” diye sorar. Öğrenci “öğretmenim, der, hani dün ‘Allah dualarımızı işitir, cevap verir’ demiştiniz ya, ben Allaha bize yağmur göndermesi için dua ettim, ama yağmur göndermedi, duamı kabul etmedi diye ağlıyorum.”

Safa Bey, öğrencinin bu haline üzülür, çocuğun seviyesinden nasıl cevap vereceğini düşünür. Sonra, “gel, bir de beraber dua edelim” der. Beraberce yana yakıla tam bir tazarru halinde “Allahım, bize yağmur gönder” diye dua ederler. Kısa bir süre sonra, bir bulut gittikçe büyür, kararır ve bardaktan boşanırcasına yağmur başlar. Yağmur damlaları yeri ıslatırken, sevinç gözyaşları da onların yüzünü ıslatmaktadır. Çünkü duaları aynen kabul olmuştur.

Safa Bey, evine döndükten bir süre sonra, bir başka köyden bir öğretmen arkadaşı ziyaretine gelir. Misafirinin üzerinde ıslaklık olmadığını görünce “bu yağmurda ıslanmadan nasıl geldin?” diye sorar. Arkadaşı şu cevabı verir:

Civarda her yer günlük güneşlik. Yağmur sadece sizin köye yağmış.”

Yağmur duası

Ateist bir gazeteci, bir gün bir topluluğun şehir dışına doğru akın akın gittiğini görür. “Buradan bir haber çıkarabiliriz” diyerek topluluğa karışır, onlardan birine nereye gittiklerini sorar. Muhatabı, kuraklık sebebiyle karşıdaki tepeye çıkıp yağmur duası yapacaklarını söyler. İnançsız olan gazeteci, içinden “tamam, tam bana göre bir durum! ‘Yağmur duasına gittiler, elleri boş döndüler’ şeklinde yazarım” der. Tepeye çıkıldığında yağmur duası yapılır, 15-20 dakika içinde simsiyah bulutlar her tarafı kaplar, bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağar. Yağan yağmurla beraber, gazetecinin iç âleminde fırtınalar kopar, “demek dualara cevap veren biri var” diye düşünür. Gazete merkezine gelir, patronuna “patron be, der. Galiba Allah var. Bugün böyle böyle oldu.”

Ateist olan patronu “amma da yaptın ha, der. Bunu bilimsel bir şekilde açıklayabiliriz. Binlerce insan oraya toplandı, onlardan meydana gelen buharlaşma bulut oluşturdu. Buluttan da yağmur yağdı.”

Gazeteci, bu bilimsel(!) izahtan tatmin olmaz. “Peki patron, der, bu durumda her futbol maçında sahayı sel alması gerekmez mi? Çünkü, binlerce insan doksan dakika boyunca hiç durmuyor, devamlı tezahürat yapıyorlar!?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir