Suda yürüyen adam

Saffet Efendi, dupduru ve tertemiz bir gönle sahipti. Nehrin öte kıyısında bir çiftlikte yaşardı. Zaman zaman nehrin üzerindeki köprüyü kullanarak karşıya geçer, namazı oradaki camide kılardı. Bir keresinde yine nehri geçmiş, camiye gitmişti. Hoca, tatlı bir üslupla besmelenin sırlarını anlatıyordu. Sözünün bir yerinde şöyle demişti:

İnsan, tam bir imanla ve tevekkülle ‘Bismillahirrahmanirrahim’ dese her şey ona itaat eder. Sözgelimi, karşısına bir nehir çıksa, yolda gider gibi suda yürür gider.”

Saffet Efendi cami dönüşü köprüyü kullanmadı, “bismillah” diyerek suyun üzerinden yürüdü geçti. Artık bundan sonra gidiş gelişlerinde köprüye kadar zahmet etmedi.

Bir namaz sonrası Saffet Efendi Hocayı evlerine davet etti. “Hocam, bizim haneye teşrif buyurur musunuz? Beraber bir çorba içelim.” dedi.

Hoca, davete icabet edince beraber yola koyuldular. Nehir kenarına geldiklerinde Hoca köprüye doğru yöneldi. Saffet Efendi şaşırarak “Aman hocam dedi, oraya kadar zahmet etmeyin. Siz camide bir keresinde besmelenin sırlarını anlatmıştınız. ‘İnsan tam bir teslimiyetle bismillah dese nehir üzerinde yolda gider gibi gider’ demiştiniz. O günden beri ben artık köprüyü kullanmıyorum, bismillah deyip suyun üzerinde yürüyorum.”

Hoca, büyük bir hayranlıkla bu safi kalpli zatı seyretti. Sonra da “Saffet Efendi, bunu anlatan dil bende, ama buna inanan kalp sende, haydi mübarek olsun, sen suda yürü, ben köprüden geçeceğim” dedi, köprüye doğru ilerledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir