Ömür boyu eğitim

Said Nursî, “seksen bin zatlardan ders aldığını” söyler. Bu söz ilk bakışta abartılı görülse bile, biraz düşünülünce gerçeği yansıttığı kolayca anlaşılır. Zira bir insan her gördüğü olaydan veya her karşılaştığı kişiden ders alabilir.

 

Kendisi, nefsiyle yaptığı bir tartışmayı şöyle anlatır:

Mehasiniyle mağrur olan nefsime dedim ki:

-Sen bir şeye malik değilsin, nedir bu gururun?

Dedi ki:

-Madem malik değilim. Ben de hizmetini görmem.

Dedim ki:

Yahu bu sineğe bak! Gayet küçücük zarif elleriyle kanatlarını, gözlerini siler, süpürür, her işini görür. Sen de en azından onun kadar vücuduna hizmet etmelisin, diye ikna ettim. Takdis ederiz o Zatı ki, bu sineğe nezafeti, temizliği ilhamen öğretir, bana da üstad yapar. Ben de onun ile nefsimi ikna ve ilzam ederim.”

Anlatılır ki, dede ile torun kırlara çıkmışlar. Buğday tarlalarının yanından geçerken, torun dedesine sormuş: “Dedeciğim, bazı başaklar dimdik, bazıları ise başlarını eğmişler, acaba neden?”

Dede şu cevabı vermiş: “Yavrum, o dimdik olanlar içi boş başaklar. Başını eğenler ise, dolgun başaklar!”

Meyve ağacı, meyvesi çok olduğunda dalları yere eğilir. Meyvesiz olduğunda ise, dalları diktir.

Meyvesiz insanlar, kavak gibi sivrilmeyi severler. Olgun insanlar ise, tevazu ile hizmet ederler.

İnsan benzeri bir şekilde sadakat dersini keneden, hedefini takip etme dersini kediden, verimlilik dersini arıdan, coşku dersini şelaleden, derinlik dersini denizden alabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir