Allah Sevgisi

Komşumuz Sabahaddin Bey çocukları çok sever, onları sevindirmekten çok hoşlanırdı. Cebinde daima şeker bulundurur, çocuklara dağıtırdı. Çocuklar arasında lakabı “Şeker Amca” olmuştu. Onu gören çocuklar sevinçle kendisine koşar, şekerlerini alırlardı.

İşte, küçük bir şeker ruhtaki sevgiye tercüman olur. İnsan, çocuğa olan sevgisini böyle bir şekerle veya başka bir hediyeyle ortaya koyar.

Buradan anlıyoruz ki, Allah yarattığı şeyleri çok seviyor. Tabir yerinde ise, devamlı olarak onlara şeker veriyor, hediyeler gönderiyor.

Bu engin mana, daha küçüklükte çocuğa kazandırılabilir, faraza ona şöyle anlatılabilir:

Bak yavrum, seni yaratan biz değiliz. Anne-babanı da, seni de ve her şeyi de Allah yarattı. Geceyi gündüzü O getiriyor. Buluttan yağmuru, ağaçtan meyveyi O gönderiyor. Bizi sev, ama her şeyi yaratan Allahı daha çok sev. Bize ve insanlara teşekkür et. Ama asıl teşekkürü Allaha yap!”

Hakkı Amcanın çok güzel bir bahçesi ve bu bahçede en güzelinden dut, kayısı, kiraz… ağaçları vardı. Küçük Fatih zaman zaman babasıyla birlikte Hakkı Amcalara gittiğinde bu meyvelerden doyasıya yerdi. Doğrusu, meyveyi dalında yemenin bambaşka bir lezzeti vardı. Bir gün babasına “baba dedi, biliyor musun ben Hakkı Amcayı çok seviyorum.”

Babası, yarı şaka, yarı ciddi şu cevabı verdi:

Oğlum, sen Hakkı Amcayı değil, Onun bahçesini seviyorsun.”

Hakkı Amca, gerçekten de sevilecek bir insandı. Ama Onun zatını sevmekle, Onu bahçesinden dolayı sevmek arasında ince bir fark vardı. Yunus Emre’ye “Bana seni gerek seni” dedirten sır da herhalde bu idi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir