Arslan kükreyişinden bellidir, yiğit de narasından… Nice yiğitler vardır ki, kendilerine “aslan” denilmesi hafif kalır.
Hz. Ali doğduğunda, annesi ona “aslan” manasında “Haydar” dedi, babası ise “Ali” ismini tercih etti.
Yiğit insanlar genelde aslana benzetilir. Dillere destan bir yiğitlik taşıyan Hz. Ali’ye de, cesareti sebebiyle “Allah’ın aslanı” denilmiştir. Esedullahil ğalib, Ali İbnu Ebi Talib bu bağlamda söylenen güzel tavsiflerden biridir. Yani O, Ebu Talibin oğlu, Allah’ın galip aslanıdır.
Mevlana, insanın sesindeki kimliği hususunda şöyle der:
“Dil, gönüle perdedir. Perde deprendi mi sırlara erilir. Çayırlıktan, çimenlikten gelen yel, külhandan (sıcak yerden) esip gelen yelden farklıdır. Korkakların narasıyla, babayiğit erlerin narası, tilkiyle aslanın sesi gibi farkedilir… Yahut dil, tencerenin kapağına benzer. Oynadı, açıldı mı içinde ne yemek var anlarsın.”1
1 Mevlana, Mesnevi, VI- 390
