İman ve şecaat (cesaret), birbirine yakın komşudur. Hz. Ali, bunların her ikisinde de son derece mümtazdır. Çünkü bu ikisini kendi hayatında yaşayışıyla ve anlatmasıyla gösteren Hz. Peygamberden ders almıştır. Hz. Ali, Hz. Peygamberin cesaret ve kahramanlığını şöyle anlatır: “Savaş kızıştığında biz Rasulullahın arkasına sığınırdık. O esnada, hiçbirimiz düşmana O’ndan daha yakın mesafede olmazdı.”1
Aldığımız bir malın bir yönden kaliteli olması yetmez, ondaki “toplam kaliteye”, yani her cihetle mükemmel olup olmadığına bakarız. İnsanları değerlendirirken de “toplam kalite” ölçüsü son derece önemlidir. Genelde insanların çok büyük ekseriyeti, bazı hususlarda mükemmel iken, diğer özelliklerde gerilerdedir. İnsanlara “model” olmak üzere gönderilen peygamberler ise, “her cihetle mükemmel” insanlardır. Sıradan bir insanın cesur olmaması çok da önemli bir kusur olmayabilir. Ama insanlığa rehber seçilen peygamberlerin cesur olmaması düşünülemez.
1 Nehcül-Belağa, s. 739
