Şeytan ilahi emre karşı geldiğinde “Ya Rabbi, hata yaptım, affet” demek yerine isyanını savunmaya çalıştı. Demek ki, kusurunu itiraf etmemek şeytani bir haslet, kusurunu kabullenip af dilemek ise çok güzel bir meziyettir. Kusuru kusur olarak gören o kamburdan kurtulmaya çalışır, ama kusurunu itiraf etmeyen biri, ondan kurtulamaz.
Kur’an-ı Kerim’de yüce Allah bizi defalarca tevbe ve istiğfara çağırır. Hatta Peygamber Efendimize şöyle emreder:
“Günahın için istiğfar et. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için de (istiğfar et).”1
Peygamber Efendimiz kendileri istiğfara devam etmiş, ümmetini de teşvik etmiştir.2
Peygamber Efendimiz: “Vallahi ben Allah’a günde yetmiş defadan çok istiğfar ediyorum” der. Başka bazı hadislerde Hz. Peygamber’in günde yüz defa istiğfar ettiği belirtilir.3
Aslında peygamberler masumdurlar. Peygamber Efendimizin günde en az yetmiş kez istiğfar etmesi, günahından dolayı olmayıp ümmetine hüsn-ü misal olması içindir.
Bir de, yapılan her işin bir “ideal şekli” vardır. İnsan -velev güzel şeyler de yapsa- bu ideal şekli yakalayamama endişesiyle istiğfar eder ve etmelidir. Peygamber Efendimizin istiğfarına bu açıdan da bakılabilir.
1 Muhammed, 19.
2 Buhârî, Daavât, 3
3 Müslim, Zikr, 41; Ebû Dâvud, Vitr, 26.
