Şeytanın önemli bir hilesi, bazı doğrulardan yola çıkarak yanlış çıkarımlarda bulunmasıdır. Hilesini tümüyle yanlışlar üzerine kursa, hemen fark edilebilir. Ama arada doğrulara da yer vermesi onu daha tehlikeli yapar.
Bunun ilk örneğini Hz. Âdem’e secde etmeme olayında görürüz. Şöyle ki:
“Allah dedi: Sana emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan nedir?
İblis dedi: Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”1
Şeytanın “Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” demesinde biri doğru diğeri yanlış iki hüküm vardır. “Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.” kısmı doğrudur. Ama bundan yola çıkarak, “Ben ondan hayırlıyım” demesi yanlış bir hükümdür.
Bazen insanın hatırına şeytandan şöyle bir vesvese gelebilir:
-Her şey kader ile belirlenmedi mi?
-Evet, kader ile belirlendi.
-Öyleyse sen kaderin mahkûmusun. Kaderin seni bu günahlara mahkûm etmiş!”
Hâlbuki her şeyin kader ile belirlenmesinden böyle bir sonuca varılmaz. Çünkü bize irade verilmesi de kaderdendir. Güneşi belli bir yörüngeye mahkûm eden ilahi kader programı, bizi de çeşitli alternatiflerden birini seçmeye mahkûm etmiştir. “Seçmeye mecbur olmak, iradeyi ortadan kaldırmaz.” Veya şöyle de diyebiliriz: “İnsan, hür olmaya mecburdur.”
Şu iki ayette, şeytanın desisesiyle insanların nasıl yanlış sonuçlara varabildiklerini görürüz:
1- “Allah’a ortak koşanlar dediler ki: Allah dileseydi, biz de, atalarımız da O’ndan başka bir şeye tapmazdık ve O’nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık.”2
2- “Onlar, ‘Eğer Rahman olan Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık.’ dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.”3
1. ayette demiş oldukları “Allah dileseydi, biz de, atalarımız da O’ndan başka bir şeye tapmazdık ve O’nun emri dışında hiçbir şeyi haram kılmazdık.” ifadeleri esas olarak doğrudur. Ama yanıldıkları nokta, Allah’ın onları bu konuda serbest bırakmış olduğudur.
2. ayette demiş oldukları “Eğer Rahman olan Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık” ifadeleri de esasen doğrudur. Ama göz ardı ettikleri nokta, Allah’ın böyle meselelerde insanları kendi iradelerine bırakmasıdır. Yoksa imtihan olmazdı, ne iyilerin iyiliğinden, ne de kötülerin kötülüğünden söz edilemezdi. İnsan, mesela erkek veya kız olmakta hür değildir, ama iman etmekte veya küfrü seçmekte tamamen serbesttir.
1 A’raf, 12.
2 Nahl, 35.
3 Zuhruf, 20.
