Şeytan Âlimleri de Aldatır

İlim, insanı yükselten değerlerdendir. Ama amel olmadıktan sonra tek başına ilim yeterli olmaz. Bazı insanlar âlim seviyesine çıksa bile, ilmiyle yoldan çıkabilirler ve şeytana maskara olabilirler. Şu ayet, ilmiyle dalalete düşenlerin en adi bir seviyede olduklarını gayet müessir bir şekilde tasvir eder:

Onlara o kimsenin kıssasını oku ki, ona ayetlerimizi sunmuştuk da, onlardan sıyrıldı çıktı. Derken onu şeytan arkasına taktı da, sapkınlardan oldu. Eğer dileseydik biz onu o ayetlerle yükseltirdik. Lakin o, yere (süfli şeylere) saplandı ve hevasının ardına düştü. Artık onun meseli, o köpeğin meseline benzer ki, üzerine varsan dilini salar solur, bıraksan yine dilini salar, solur. İşte bu, ayetlerimizi yalanlayan kimselerin meselidir.”1

Ayet, ilminin hilafına amel eden kötü âlimi anlatmaktadır. Dalalete düşmesi cehilden değil, ilimdendir. Bilerek küfrü imana tercih etmiştir.

Artık hiç dönmeyecek bir şekilde imandan ayrılması ayette “insılah” olarak ifade edilmiştir. Zira insılah, hayvanın derisinin soyulması anlamında kullanılır. Ayette “şeytana uydu” denilmeyip “Derken onu şeytan arkasına taktı” denilmesi de manidardır. Bu ifade, şeytanın onu avladığını anlatmaktadır.2

Köpek, hayvanlar içinde en habis, kadri en düşük, en hasis nefse sahip bir hayvandır. Himmeti batnını aşmaz. Kuvvetli bir hırsa sahiptir. En aşağı şeylere de razı olur. Mesela kokuşmuş cife, ona taze etten daha hoş, pislik helvadan daha tatlı gelir. Bir leş bulsa yüz köpeğe yeteceği halde kimseyle pay­laşmaz, yaklaşana hırlar.3 İşte, böyle hasis bir hayvanın en nahoş bir hali, dilini sarkıtıp solumasıdır. İlahî ayetlere muhatap olduğu halde, şeytanın peşinden gidenler böyle bir köpeğe benzetilmiştir.

Ayette hali tasvir edilen şahıs hakkında Beni İsrail bilginlerinden biri, Ümeyye Bin Ebî Salt veya Bel’am Bin Baura şeklinde farklı rivayetler vardır.4

Ümeyye Bin Ebî Salt, semavî kitaplardan Allah’ın bir peygamber göndereceğini öğrenmişti. Ama kendisinin peygamber olarak gönderileceğini umuyordu. Hz. Peygamber gönderilince, hasedinden onu inkâr etti. Hz. Peygamber onun hakkında, “Şiiri iman etmiş, fakat kalbi kâfir” demiştir.5

Bel’am ise, kendisinde bazı İlahî kitapların bilgisi olan biridir. Fakat Hamdi Yazır’ın da dikkat çektiği gibi, anlatılan bu kıssadan maksat şahsın tarifi değil, halini tefhim ve temsildir. Her devirde, ayetin tasvir ettiği tipleri görmek mümkündür.6

1 A’raf Suresi, ayet 175-176.

2 İbn Kayyim, Fevaid, Daru’n- Nefais, Beyrut 1986, s. 132 -133

3 İbn Kayyım, İ’lamu’l – Muvakkiin an Rabbi’l – Âlemin, Daru’l – Kütübi’l – İlmiyye, Beyrut, 1991,

I, 128

4 Râzî, XV, 53-54; Kadı Beydâvî, Envaru’t- Tenzil ve Esraru’t- Te’vil, Daru’l- Kütübi’l- İlmiyye, Beyrut, 1988, I, 367

5 Râzî, XV, 54

6 Yazır, IV, 2335

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir