Din- ilim çatışması ifadesi, özellikle Avrupa’daki Rönesans ve reform hareketlerinden sonra sıkça kullanılan bir kavram olmuştur. Ancak “din-ilim çatışması” denildiğinde, her şeyden önce “hangi din” diye sorulması gerekir. Zira genel manada dine karşı yapılan tenkit ve hücumlar Batı menşeli olduğu gibi, tenkide muhatap olan din de Hıristiyanlıktır.”1
Ortaçağ Hristiyan dünyasının karakteristik bir vasfı, iman-akıl çatışmasıdır.2 Bir tarafta kilisenin “doğru” şeklinde takdim ettiği şeyler vardır. Diğer tarafta ise, bu “doğrular”la çatışan ilmi gerçekler…
Konuyu daha iyi anlamak için, o dönemdeki Hristiyan dünyasının felsefi görünümüne bakmak yerinde olacaktır. Şöyle ki:
Skolastik Felsefe
Ortaçağ Hristiyan felsefesine “skolastik felsefe” adı verilir.3 Skolastik felsefe, latince “schola” (okul) sözünden gelme bir Hristiyanlık okul felsefesidir. Bu felsefe, Hristiyan din adamlarını yetiştiren manastır ve katedral okullarında gelişir. Düşüncenin önünü açmak için değil, öğrenmek ve öğretmek için işlenmiş, sistemleştirilmiş bir teolojidir.4
Bu teolojide, kilise denetiminde okullar açılıp Hristiyanlık esaslarının tek taraflı olarak verilmesi vardır. Nass (dogma)lara körü körüne bir bağlılık söz konusudur.5 Bu felsefede doğrular önceden bellidir. “Anlayayım diye inanıyorum” görüşü hâkimdir.6
Skolâstik felsefe, aklı (felsefeyi) vahyin doğrularına uygulayarak inanç konularını -olabildiği kadar- kavranılır yapmaya çalışır. Ayrıca, vahye akıl canibinden ileri sürülmüş itirazları karşılamaya gayret eder.7
Bin yıllık bir dönemi içine alan skolastik, statik bir yapıya sahiptir. Gerçeği, doğruyu araştırmak diye bir endişesi olmadığından, bu felsefe mensupları bağnaz, tutucu, dar görüşlü, akla ve ilme önem vermeyen kimseler olarak tarihe geçmişlerdir.
1Taylan, s. 356
2Janet, s. 39
3Bolay, s. 238-239
4Gökberk, s. 157
5Türker, s. 57
6Gökberk, s. 158
7Gökberk, s. 158
